GUZEL INSANLAR ULKESINE YOLCULUK... (I.BOLUM)

Yazan  Alper Günoral Pazar, 01 Nisan 2012 06:00
Öğeyi Oyla
(2 oy)

Kış ortası; bir kaçış rotası, bir dinlenme alanı, bir güzeller diyarı: Sırbistan.

 

Tatilin başladığı an, evden çıkılıp kapının kilitlendiği andır. Yolculuk, o merdivenlerde başlar; havalimanına ya da otogara giden araçta devam eder. Uçakta, otobüste, otostop çekilen araçta yaşananlar, konuşulanlar, görülenler ve duyulanlar hep tatilin içerisindedir.

 

Keyifli bir Dalaman-İstanbul yolculuğu, ertesi günkü Belgrad uçuşuna kadar evinde kalınacak arkadaşlarla muhabbet, heyecanlı bir İstanbul-Belgrad uçuşu… Sonunda gelinen nokta, bembeyaz kar kaplı, dümdüz ovalardan oluşan Sırbistan’ın başkenti Belgrad.

 

Pasaportun yeni olması ve otel rezervasyonunun olmaması, Sırp polisinin pasaport kontrolünde sıkıntı çıkarması için yeterli sebep. Neyse ki havalimanı polisinin içerisinde bir tanıdık var (evet, Türk usulü tanıdıkla iş yapmak)…Ve çıkışta beni bekleyen arkadaşımın aracına geçip Belgrad’da panoramik bir tur atmanın zamanı geliyor.

 

Belgrad’ın ana caddesi; İstiklal Caddesi’ni andırsa da, yoldan geçen güzel kız sayısı bizdekine göre bir hayli fazla :-) Cadde boyunca etrafta yer alan dükkan ve kafeler, Sırbistan kültürünü yansıtan bir görünümde, sade ve samimi. Çeşitli börek-çörek-pizzanın satıldığı bir fırın; burada en çok beğendiğim yer. İnsanda vitrindeki her şeyden deneme isteği uyandırıyor adeta.

 

Belgrad kalesi, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktada, ihtişamlı bir kale. İnsanların rahatça gezebilmeleri için düzenlemeler yapılmış, heykeller ve tarihi objelerle süslenmiş, cazibe merkezi haline getirilmiş.

 

Belgrad'ın ardından geldiğim Novi Sad, temmuz ayında Avrupa’nın en büyük müzik festivallerinden olan EXIT Festivalin düzenlendiği, ülkenin en büyük üçüncü şehri. Şehirde ilk akşam; beni karşılayan arkadaşların evinde, kocaman hamburgerleri mideye indirip üzerine evde içilecek en iyi içki olan, ev yapımı “rakija (rakiya)" içilerek geçiyor. Ancak şunu da itiraf etmeliyim, "rakija"nın fabrikasyon olanını hiç sevmedim. Hamburgerin komik fiyatı (yaklaşık 3 TL), mayonez yerine manda kaymağı sürülerek elde edilen inanılmaz tadı, üzerine içilen ev yapımı bir çeşit votka olan “rakija”nın %40 alkol oranıyla insanı sarsması ilk izlenimler.

 

Ertesi sabah buz gibi havada Novi Sad’ın arka sokaklarını gezmek çok keyifli. Bütün sokaklar birbirine paralel olduğundan, bizim gibi kaotik şehirleşmelere alışkın insanlara kaybolmanın dayanılmaz tadını da yaşatıyor Novi Sad. Kayboldukça, yoldan birini çevirip yol soruyorum, hiç İngilizce bilmeyen insanların bile yol göstermek için yardımcı olmak için uğraşmaları, misafirperverliğin iyi bir boyutu.

 

Sabah kahvaltısında kocaman bir kızarmış hamur ve yanına ayranın tuzsuzu olan “yoghurt” iyi gidiyor. Akşam yemeği için; yanlış binilen otobüsten inince karşıma çıkan Çin restoranına giriyorum. Yemekler her yerde lezzetli ve çok ucuz. Son derece doyurucu ve keyifli bir akşam yemeği, içki dahil kişi başı 20 TL’ye yenebilir.

 

EXIT Festivali'ne ev sahipliği yapan Novi Sad kalesi, sahip olduğu Novi Sad şehir manzarası ile akşam bira içmek için çok uygun bir yer. Ana cadde üzerindeki katedral ve diğer binaların mimarisi insanı etkiliyor. Ara sokaklarda kaybolup kafeleri ve barları geziyorum. Her yerde güler yüz, her yerde güzel insanlar...

 

Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!

 

DEVAM EDECEK...

 

 

 

Okunma 1067 defa Son Düzenlenme Persembe, 05 Temmuz 2012 22:35

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.