ILK MARATON

Yazan  Pazartesi, 26 Kasim 2012 22:08
Öğeyi Oyla
(4 oy)

Maraton koşan herkesin bir ilk maraton hikayesi vardır. Bu nedenle ben de bu yazımda ilk maraton hikayemi kaleme almak istedim.  Aslına bakarsanız her yarışın bir anısı var ama ilkler hep özeldir. 

 

Öğrenci iken maraton koşmayı çok istiyordum. O zamanlar antrenörüm “yaşımın genç olduğunu söyleyerek maraton için biraz beklemem gerektiğini dile getiriyordu. İlk maratonumu koşmak için 2004 yılına kadar beklemem gerekti. Sene 2004’tü ve artık maraton koşmaya karar vermiştim. Ama antrenörüm Doğan DEMİRHAN yine beklememi söylemişti. 

 

İstanbul’a 15 km koşmaya gidiyordum. Doğan Hoca benim maraton koşma istediğimi bildiği için  “eğer maraton koşmaya karar verirsen ne olursa olsun mutlaka bitir” demişti. Son antrenmanı maraton koşmam için sert yaptırmıştı. Bir tane 5000 (16:11) bir tane de 3000 (9:29) koşturmuştu on dakika arayla. 

 

Cuma günü iş çıkışı otobüse bindim ve İstanbul’a doğru harekete geçtim. İstanbul’a gidiş amaçlarımdan biri de arkadaşımın düğününe katılmaktı. Cumartesi akşamı düğüne gittim. Nasıl olsa 15 km koşacağım diye ona göre hareket ediyordum. Eve vardığımda saat gecenin 1’i di. Sabah 6 gibi kalktım ve  köprünün yolunu tuttum.

 

Göğüs numaramı Mehmet GÜNDEM almıştı. Bana çift kayıt yaptırmış, hem maratona hem de 15 km’ye. “Mahmut, sana maraton için elit atlet göğüs numarası aldım.” dedi Mehmet abi. “O zaman ben de senin için maraton koşayım” dedim Mehmet abiye. Mehmet abi bana “bayan atletlerin ön grubunda git, yarışın başında atak yapacaklar, atağa cevap ver ve sonrasında tempoyla fazla oynamama; kendini iyi hissedebilirsin ama yarışı uzun sakın unutma!“ dedi. 

 

Ben de onun dediği gibi bayanların ön grubundaki yerimi aldım. Onların temposunda koşuyordum. İlk 5 km planladığım gibi koştular. İkinci 5 km’ye başladığımızda tempoyu arttırdılar, ben de rahat olduğum için onların temposuna uydum. 10 km’ye geldiğimizde ikinci 5 km’yi 16:41’de geçtiğimizi gördüm. Sonrasında içimden sizin yolunuz açık olsun deyip kendi tempoma döndüm. Çünkü daha önümde 32 km’lik bir mesafe duruyordu. 

 

Kısa bir süre sonra toparlandım. Ardından, sonradan yarışı bayanlar kategorisinde 2’ncilikle bitiren Rus bir bayan atlet yanıma geldi. Tempo hoşuna gitmişti. Ama sürekli arkamda koşuyordu. Yanımda koşmazsa tempoyu artıracağımı söyledim. Yanıma geldi, 21 km’ye kadar birlikte koştuk. 21’inci km’ye geldiğimizde ayakkabı tabanımın ince olmasından dolayı bileklerim ağrımaya başladı. Tempomu düşürdüm. Kısa bir süre sonra ağrı azalmaya başlayıp sona erince tekrar normal tempoma döndüm. 30’uncu km’ye kadar ise tek başıma koştum. 

 

30’uncu km’de yarış hakemlerinden biri 23’üncü olduğumu söyledi. Benim önümde 5 kişilik bir grup vardı. Eğer grubu yakalarsam ilk 20’ye girip para ödülü alacaktım. Kendimi çok rahat hissediyordum. Yarıştan önce konuştuklarım ‘maraton 30’uncu km’de başlar’ demişlerdi. 30’uncu km’ye gelmiştim ve kendimi hala çok rahat hissediyordum. Mehmet abinin tavsiyesine uymayıp tempomu arttırdım. 35’inci km’de  grubu yakaladım. Derece 2 saat 11 dakika civarlarındaydı. Düşündüğümden iyi koşuyordum ama kendimi iyi hissetmiyordum. Ters giden bir şeyler vardı. Ayağıma kramp girmeye başladı, artık acı çekiyordum ama bir şekilde bu yarışı bitirmem gerekiyordu. Çünkü antrenörüm Doğan Hoca “ilk maraton çok önemli, ne olursa olsun bitir” demişti. 

 

Her 2,5 km’de bir su veya elma veriyorlardı. Artık su ve elma için koşuyordum. Su içince veya elma yiyince vücut biraz toparlıyor, 1 km rahat koşuyor, sonra tekrar kramplar girmeye başlıyordu. 

 

Karaköy’e ulaştığımda sıkma portakal suyu satan bir satıcı gördüm. “Abi bir bardak portakal suyu versene” dedim. Satıcı tam portakal suyunu dolduruyordu ki “sen koşucusun, üzerinde para yoktur” deyip portakal suyunu vermedi. “Abi söz, yarış bitince paranı getireceğim” dememe rağmen vermedi. 

 

Koşmaya devam ettim.  Artık stadı görmeye başlamıştım. 15 km koşanların destekleriyle koşarak bitiş noktasını geçtim. Derece 2:48:50’yi gösteriyordu. İlk maraton için güzel bir dereceydi. Ama biraz akıllı koşsaydım 2:35-2:40 arası bir dereceye ulaşabilirdim. 

 

İşin ilginç yanı ise 35’inci km’den sonra 7-8 kişiye geçildim ve yarışı 24’üncü bitirdim. Mehmet abiyi dinleyip tempomu arttırmadan devam etseydim belki bulunduğum konumu koruyabilecek, hem iyi bir derece koşmuş olacak hem de  ilk 20’ye girecektim. Ancak ilk 20’ye girme hırsı ile son 7 km’de çok büyük sıkıntılar yaşadım ama her şeye rağmen ilk maratonumu bitirmeyi başarmıştım. 

 

SİZ SİZ OLUN, ASLA İLK MARATONUNUZU TERK ETMEYİN. NE OLURSA OLSUN, BİTİRİN!...

 

Sevgiyle kalın; Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarın.

 

Mahmut YAVUZ

 

 

 

 

Okunma 774 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 26 Kasim 2012 22:27

Son Ekledikleri: mahmut yavuz

Bu kategoriden diğerleri: « RUNFIRE CAPPADOCIA (RFC)

5 yorum

  • Yorum Linki hüseyin Cuma, 30 Kasim 2012 02:30 yazan hüseyin

    harika bir yazı ve macera olmuş tetikledi şahsen beni

    Raporla
  • Yorum Linki mahmut yavuz Carsamba, 28 Kasim 2012 23:24 yazan mahmut yavuz

    Umut herkes senin gibi şanslı değil. gelelim terk etme mevzuuna ben bilmez Dogan Hoca bilir:)

    Raporla
  • Yorum Linki umut çavuşoğlu Carsamba, 28 Kasim 2012 22:51 yazan umut çavuşoğlu

    walla süper koşmuşsun .ama ben ilk maratonumu 32 .km de terk etmek zorunda kaldım ondan sonra avrasyada 9 diğer leride dahil toplam 12 maraton koştum hiç terk etmedim. ayrıca aynı olay benim başımdan geçti 2004 senesi idi yanlış hatırlamıyorsam son 5 km ye girerken galata köprüsünde muz satan satıcıdan muz istedim verdi hakkını helal et dedim helal etti allah razı olsun ondan son 5 km yi çok rahatladım o muz sayesinde:) yani sana satıcının kötüsü denk gelmiş:)

    Raporla
  • Yorum Linki Ece Carsamba, 28 Kasim 2012 22:00 yazan Ece

    Çok güzel bir yazı olmuş Mahmut Abi. Portakal suyu satan adamda da hiç vicdan yokmuş :)

    Raporla
  • Yorum Linki Fa Tih Carsamba, 28 Kasim 2012 21:25 yazan Fa Tih

    koş koş nereye kadar :))

    Raporla

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.