IZMIR-MARMARIS BISIKLET TURU

Yazan  Pazar, 08 Temmuz 2012 23:22
Öğeyi Oyla
(15 oy)

Bisikletimi Eylül 2011 ayının son günlerinde almış olmama karşın o günden sonra neredeyse üzerinden hiç inmedim. Spor açısından vücudun bir çok bölgesini çalıştırdığı gibi eğlence ve sosyal yaşam açısından da müthiş yararını gördüm.
 

Eylül – Ocak arasında yaklaşık 1200 km yol yapmıştım bisikletle. Mersin’de bulunmamın da kuşkusuz bunda büyük etkisi vardı çünkü Mersin’de havalar genelde bisiklet için oldukça uygun. Mersin Bisiklet Derneği ve özellikle Keyfe Pedal grubu ile tanışmamız ise bisikletle neler yapabileceğimi öğretti bana.


Ocak ayında İzmir – Antalya bisiklet turu yapmaya karar verdim ve hazırlıklara başladım. Öncelikli olarak çevremde bu kadar uzun tur yapmış kimsenin olmaması en büyük sorunumdu. İnternette yaptığım araştırmalar sonucunda bir kişiye ulaşabildim ve bunun bana büyük yardımı oldu.


İlk iş olarak eksik malzemeleri tamamlamalıydım ki neredeyse hiç malzemem yoktu. Başlangıç olarak Çadır, uyku tulumu ve mat almaya gittim. İyi niyetli (!) satıcı sayesinde aldığım matın yalnızca beş dakikalık ve çadırın ise tam bir işkence makinesi olduğunu ilk kampımda anladım.


Kendimce bu turda gerekli olacak malzemelerin listesini yaptım ve bunları son güne kadar sürekli güncelledim.


Benim aklımdaki soru işaretlerinden birisi de daha önce hiç kamp yapmamış olmamdı. Mersin’de iken iki deneyimli arkadaşımla bir gecelik bir kampa çıktık ve bunun bana inanılmaz yararı oldu. Öncelikle kendime yeni bir çadır ve mat almam gerektiğini o gün öğrendim. Ocak ve kamp malzemelerinin önemini ve çadırı nereye ve nasıl kurabileceğimi de burada öğrendim.


Malzemeleri tamamlamak biraz maliyetli oldu açıkçası. Bunun da temel nedeni neredeyse hiçbir malzememin olmayışıydı.


Aşama aşama aşağıdaki malzemeleri satın aldım ve eksikliklerimi giderdim.
 

- İç lastik X 4 (20 TL)

- Yama kiti (5 TL)

- Ön ve arka fenerler (20 TL)

- Pompa (15 TL)

- Paça bandı (5 TL)

- Alyan Takımı (15 TL)

- Çakı (15 TL)

- AA ve AAA pil 10’ar tane (25 TL)

- Kilit (25 TL)

- Yedek Tişört X5

- Yağmurluk (15 TL)


Bunlar zaten vardı doğal olarak


- Heybe Çanta X 2 (45 + 45 TL 31 lt.lik ve Tchibo’dan şans eseri aldım)

- Gidon Çantası (70 TL)

- İlk yardım çantası (20 TL)

- Islak mendil (1 TL)

- Tuvalet Kağıdı (2 TL)

- Termos (Alaaddin marka 50 TL)

- Fotoğraf Makinesi

- Çadır (Husky Blame Green Light 4 Mevsim 200 TL)

- Uyku Tulumu (40 TL)

- Mat (60 TL) (Havalı Mat)

- Kamp Ocağı (60 TL)

- Kamp Tenceresi (15 TL Marketten alınma bildiğiniz yumurta tavası)

- Çakmak (1 TL)

- Kaşık (plastik kullandım 2.5 TL) (takım almakta yarar var bıçağı çatalı, kaşığı olan)

- Kahve (10 TL) (Hazır)

- Telefon şarj aleti

- GPS (Goldmaster 250 TL çok yararı oldu. Bizim insanımız yol tarifini bilmiyor malum)

- El feneri (10 TL)

- Güneş Kremi (15 TL Yüz, kol ve bacaklar için şart)

- Sinek kovar X 2 (15 TL)

- Spor çorabı X5

- Küçük boy zincir yağı (WD 40’la idare ettim bana yetti. Hem temizledi hem de iyi kötü bakım yaptı.) (10 TL)

- Düdük (1 TL)

- Dikiş Seti (1 TL)

- Not Defteri ve Kalem (5 TL)

- Ağrı Kesici (Krem ve Hap)

- Kas Gevşetici (Krem ve Hap)

- Şırınga (Su toplamasına karşı)

- Vitamin

- Antihistaminik

- Yanık Kremi Silverdin

- Rennie

- İshal Hapı

- Soğuk Kompress

- Tırnak Makası

(Bütün bunlar 70 TL tuttu)

- Güneş Enerjili Şarj Aleti X 2 (USB girişli 70 TL) (Beklediğim performansı alamadım. Benim Telefonum Samsung Galaxy S2 ve tam dolu şarj aleti yalnızca %26’sını doldurabildi. İçine pil takılan şarj aletleri çok daha verimli)

- Acil Durum Şarj Aleti (Pilli) (25 TL)
 


Turun bana maliyeti yaklaşık olarak 1000 TL’yi bulmuştu henüz tura çıkmadan.

Alışverişe erken başlamam ve malzemeleri zaman zaman almam en büyük avantajım oldu. İş yerinden zamanında izin alamamış olmam nedeniyle 1 Haziran’da çıkmaya karar verdiğim bu zorlu yola çıkmam 23 Haziran’ı buldu. Hava sıcaklığı nedeniyle (eğer benim kadar inat değilseniz – ki olmayın-) 15 Haziran – 15 Eylül arasında böyle uzun turları yapmamanızı öneririm. Zamanınınz sınırlı ise yapacak bir şey yok elbette.

Tura çıkacağım sabahın akşamında oldukça heyecanlıydım. Saat 23:30’da yatmış olmama karşın bir türlü uyuyamadım ve 05:00’a kurduğum alarm çalmadan 10 dakika önce yataktan çıktım ve hazırlıklara başladım.

Hemen her gün yaptığım gibi gözümü açar açmaz kahvemi yaptım ve dışarıda kalan son birkaç parça eşyayı çantalara yerleştirdim. Bisikletimi evden çıkardım ve çantaları olabildiğince eşit dağıtarak bisiklete taktım. Birkaç tane resim çektikten sonra bisiklete binip pedalı çevirmeye başladım.
 
 

 
 
Artık heyecan, yerini odaklanmaya ve keyfe bırakmıştı. Karşıyaka’dan ilk vapurun 07:00’da olması nedeniyle ben yolu tercih ettim. Konak’a geldikten sonra Menderes Havalimanı’na çıkan yokuşlu yolu izleyedim fakat GPS’in henüz nasıl kullanıldığını keşfedemediğim için gerektiği gibi kullanamadım ve yanlış yerden dönerek yolu karıştırdım. Bu bana yaklaşık yarım saate mal olmuş olsa da en büyük sıkıntı araba trafiğinin içinde kalmış olmamdı.

Gaziemir’de bulunan alışveriş merkezini geçtikten sonra havalimanına yakın bir yerde yol kenarında bulunan bir poğaçacıdan simit, boyöz ve iki meyve suyundan oluşan kahvaltımı yaptım. Yaklaşık 40 dakika kadar da dinlendikten sonra yeniden yola düştüm. Araba trafiğinden kurtulduğum an yolun zevkini de almaya başlamıştım. Özdere yolunu takip ederek ilerliyordum. Deniz kenarına vardığım da manzara güzel olsa da inişli çıkışlı yollar beni çok bunaltmıştı. Hava sıcaklığının da 44 dereceyi göstermesi sık sık mola vermeme ve molalarımın uzun sürmesine neden oluyordu. Denizi görüp de rotamı güneye çevirdiğim andan başlayarak yol oldukça bozulmuştu. Emniyet şeritleri neredeyse yok denecek kadar dar bir çizgiye düşmüş, asfalt ise oldukça bozulmuştu. Buna bir de tırmanışları ekleyince yol iyice çekilmez hale gelmişti. 
  

İzmir – Kuşadası Mola yeri                                                             Gölgede hava sıcaklığı

Mersin’de yapmış olduğum performans turunda (ayrıntılar için http://www.seferalem.com/index.php/2012-05-27-22-06-16/spor-yaz-lar/item/51-mersin-findikpinari-arslankoy-performans-turu adresine tıklayabilirsiniz) (Tur, kar nedeniyle 47. km.de yarıda kalmış olmasına karşın toplam 10 saatte 0 rakımdan 1900 rakıma çıkabilmiştim) bisiklet yüksüz olduğu için yüksek tırmanış gerçekleştirmeme karşın bisikletin yaklaşık 30 kilo kadar yüklü olması beklediğimden çok daha zorlu olmuştu. Bir başka deyişle; yüklü bisikletle 100 metrelik tırmanışlar bile hızınızı 5-6 km.ye düşüreceği gibi oldukça da yorulmanıza neden olacaktır.

Saat tam 17:05’te bir marketin önünde durdum. Kamp yerine son bir iki kilometre kaldığı için su ve yemek için alışveriş yapmam gerekiyordu. Alışverişi tamamladıktan sonra market sahibine “Kuşadası Camping”in yerini sorduğum zaman oranın yıllar önce kapandığı cevabıyla resmen sarsıldım. Yarı Yusuf Camping ile ilgili sorumun da cevabı farklı olmayınca en yakında bulunan otele (hemen marketin arkasında) kendimi attım.

Kuşadası tabelasından sonra yol bitti desem de tırmanışlar bir türlü bitmedi. Sahil kenarından ayrılmamakta yarar var. Bir de benim gibi yolunuzu şaşırıp da iç taraftan Kadınlar Plajı’na gitmeye kalkarsanız karşınıza 20 derecelik bir tırmanış çıkacak demektir ki bisikleti sürmek ayrı bir sorun, bisikleti elde çıkarmak ayrı bir sorun oluyor.

İlk günde 105 km.lik zorlu yolu tamamlamak dizlerime (özellikle de sol dizime) aşırı yük bindirmişti ve yanımda getirdiğim soğuk kompres resmen hayatımı kurtarmış, beni çok rahatlatmıştı. Ağrı kesici ve kas gevşeticilerin de yararını henüz ilk günden anlamıştım.

İki gün Kuşadası’nda kaldıktan sonra sabah 08:00’da Didim’e gitmek için yeniden yola koyuldum.

Bisikletin pedalına bastığım anda Kuşadası yokuşlarıyla bana merhaba dedi. Son yokuş en beteriydi ki yaklaşık 4 km olmasına karşın bir saatten fazla zamanımı aldı tırmanmak. Yokuşun başında “Gün Batımı Restoran” beni karşıladı ve taze sıkılmış buz gibi portakal suyu canıma can kattı. Kuşadası’na arabayla gelen herkese bir sabah kahvaltısını ve özellikle bir de akşam yemeğini burada yemelerini şiddetle tavsiye ederim. Denizin içine ağır ağır gömülen güneşe bakarak bu temiz ve açık havada romantik bir akşam yemeği yemenin keyfine doyum olmaz.
 

45 dakikalık molanın ardından yeniden bisikletime atladım. Bu kez yol oldukça keyifliydi. Asfaltın düzgün olmasının yanı sıra sert iniş yüklü olan bisikletimin 76.97 km/sa hıza ulaşmama neden olmuştu. Söke’ye büyük bir hızla girdim. Kısa bir şehir içi turunun ardından Söke çıkışına ve Didim yoluna çıktım. Tam yol çıkışında duran davetkar gözlemeciye kayıtsız kalamadım ve öğlen yemeği molasını verdim. Yemeğimi yedikten ve buzlu nar suyumu yanıma aldıktan sonra yeniden yola koyuldum. Söke ovasında, güneşin altında bisiklet kullanmak pek zevkli olmasa da hiç tırmanışın olmaması güzel haberdi. Yol ortasında, gölgesi yola uzanan çok az ağaçtan birisinin altında mola verip hala içi buz dolu olan nar suyumu yudum yudum vücuduma çektim.

Didim-Bodrum yol ayrımından sonra tırmanışlar yavaş yavaş başladı. Yeni Akköy’ün çıkışında da son molamı verdim. Akşam altıda Didim’e 9 km. mesafede olan Tavşanburnu Orman Kampı’na vardım ve çadır ve çantalarımı bırakır bırakmaz hiç zaman kaybetmeden kendimi Apollon Tapınağı’na attım.




İki gün de Didim’de kalıp, Altınkum’u, Apollon Tapınağı’nı ve Milet’i en ince ayrıntısıyla gezdikten sonra sabah 05:00’da pedala basıp Bodrum’a çevirdim yönümü.



Didim’den Bodrum’a geçerken tam anlamıyla güneşe doğru pedal çevirdim. Gün doğumuna pedallamak muhteşem bir duygu. Yarım saat önce çıkın yola ve gün doğumunu kaçırmayın. İnanılmaz bir duygu. Akbük girişinde Bodrum havasını yakalamaya başlamıştım. Bembeyaz evler bu yerin adını nereden aldığını belli ediyordu. Akbük’ün çıkışında bir kafede mola verdimse de saat henüz yedi olduğu için kafe açılmamıştı ve ben çantamdaki atıştırmalıklarla yapmak durumunda kaldım kahvaltımı. 


Molanın bitmesiyle işkence başladı. Akbük’ün yokuşları bitmek bilmiyordu. En yüksek rakım olan 358 m.ye bulada ulaştım. Yüksüz bisiklet için fazla gelmeyebilir (0’dan 1900 rakıma çıktığımı söylemiştim daha önceden) ama bu durum benim de beklentilerimin çok ama çok üzerindeydi. Güneşin altında gördüğüm 47 derecelik sıcaklık ile yol iyice kabusa dönmüştü. 358 m.den 70m.lere inip yeniden 300 m.lere çıkmak oldukça can sıkıcı oluyordu.


Gürçamlar Köyünde adam gibi bir sabah kahvaltısı için saat on gibi mola verdim. Marketten aldığım ekmek ile peyniri yiyecekken kahvenin işletmecisi olan teyze bana hayatımda yediğim en güzel yeşil zeytinleri getirdi. Kahvaltım sultanların sofrasına dönmüştü. Bu güzel kahvaltının ardından yeniden yola koyuldum.


Köyün çıkışıyla birlikte tırmanışlar yeniden başladı. Didim – Bodrum yolunun tam ortasında öğlen sıcağının tam ortasında Milas’a 30, Bodrum’a 45 km. kala mesafede inişin bitip, tırmanışın başlayacağı yerde karşınıza MOR EV adında bir vaha çıkıyor. Tam Kıyıkışlacık yol ayrımında.


Su almak için uğramıştım ki yaklaşık bir saat mola verdim. İçeri girer girmez içi buz dolu 1,5 lt.lik bir su ve buz gibi bir bira söyledim. Bira ne zaman geldi, ne zaman bitti hiç hatırlamıyorum. Denizcilik geçmişi olan işletme sahibi içeriyi de buna göre tasarlamış. Sabah kahvaltısı, öğlen yemeği ve akşam yemeği servisleri var. Mekan 10 üzerinden 9 puanı hak ediyor. Bir puanı da arılardan kırmak durumunda kaldım. Arı sayısı fazla ama çok şükür yalnızca uçuyorlar ve kimseye bulaşmıyorlar. 18 çeşit sabah kahvaltısının 15 TL olduğunu söylediler. Çupra ve Levrek ise 16 TL. İçki mi? Ne ararsanız var elbette. Bence Bodrum’dan arabayla buraya gelip mükellef bir sofra kurmak aynı manzarada daha ucuza mal olacak bir seçim olacaktır. Bira 6 TL.

Soğuk suyun ve buzların geri kalanını termosa koyduktan sonra yeniden yola düştüm. Artık tırmanışlardan söz etmiyorum. Tam Milas – Bodrum yol ayrımında son yokuşun başında mutlu sona ulaştım denebilir. Bir daha Bodrum girişine kadar 30 km. boyunca hiç yokuş kalmamıştı ama yol gittikçe bozuluyordu ve yaklaşık 10 km. ilerideki şantiye nedeniyle hem toz toprak oldukça fazlaydı hem de kamyon trafiği artmıştı. Yolun düz olmasına karşın saat iyice ilerlediği için karnım fazlasıyla acıkmıştı ki yol ayrımına gelmiştim. Sol taraf Milas’ı, sağ taraf Bodrum’u gösteriyordu ki köşedeki Ocak Başı’nda mola verdim. Kötü olan bir köfteyi afiyetle yedim. Bir saatlik uzun bir molanın ardından tam ayağa kalkmıştım ki ardı ardına bacağıma giren üç kramp nedeniyle yarım saat daha uzatmak durumunda kaldım molamı. Yola koyulduğum da ortalama hızım 23 km/sa. i bulmuştu. 5 yıldızlık bir asfaltta bisiklet kullanmayı özlemişim. Kısa kısa iki tane yokuş çıktıktan sonra GPS’ten Kaya Camping’in yerine bakıyordum ki hemen önümdeki kamyonun 10 metre arkasında olduğunu anladım. Dik bir inişle kamp alanına girdim. Hemen çadırımı kurdum ve akşam yemeği için yolun karşısındaki DİASA’dan sucuk ve yumurta alıp pişirdikten sonra afiyetle yedim. 





Bodrum Giriş


Muhteşem bir akşam yemeği
 
İki buçuk gün de Bodrum’da kaldıktan sonra bu kez feribotla 30 TL karşılığında Datça’ya geçtim. Bodrum – Datça yolu hem oldukça uzak hem de inişli çıkışlı. Eğer bu yolu bisikletle almayı düşünürseniz en azından Gökova’da bir gecelik mola vermenizi öneririm.
 
 Datça’yı gezdikten sonra sabah tembelliğim tuttu ve 10:30’da anca yola çıktım. Orta halli bir tırmanışın ardından bir fırından iki poğaça alıp çayla birlikte sabah kahvaltımı yaptıktan sonra yeniden yola koyuldum. Yol iki saat kadar neredeyse dümdüz devam etti. Sıcaklığın artmasına karşın yolun bu kadar düz olması çok güzeldi onca tırmanışın ardından. Datça’nın 18 km ilerisinde Okaliptus ağaçlarının tam ortasında muhteşem bir cennet köşesi var. Hisar Restoran. Pide, mantı ve çiğ börek yiyebileceğiniz gibi soğuk bir mola için de ideal bir yer. Ben de iki soğuk su ve bir kolanın ardından yeniden yola koyuldum. Meğer mola, tam da tırmanışların başladığı yerdeymiş. Her ne kadar yol inişli çıkışlı olsa da insanın her iki yanında da denizi görebilmesi muhteşem bir duygu. Balıkaşıran’ı (Kayıkaşıran) da geçtikten sonra Marmaris yoluna girmiştim. Yolda uzunca bir süre iki tane eşek bana yol arkadaşlığı yaptı :D 15 metre gidiyorlar, sonra durup bana bakıyorlardı. Ben onlara yaklaşınca yeniden koşmaya başlıyorlardı. Bu uzun bir inişin sonuna kadar devam etti. 
 



Ben hızlandıkça onlar depara kalktı ve en sonunda manevra yaparak benden kurtuldular(!). Saat beş buçuk olmadan Hisarönü’nün muhteşem manzarasını gördüm. Birkaç resim çektikten sonra devam ettim. Hisarönü’nde bulunan Çubucak Orman Kampı’na geldiğimde ise saat 18:40’tı. Yorgun olduğum için Marmaris’e 23 km. olmasına karşın bu kampta kalmaya karar verdim. Dikkatimi ilk çekense; “24:00 ile 08:00 Arasında Araç Giriş Çıkışı Yasaktır” tabelası oldu. Bunun üzerine aramızda şu konuşma geçti:

Ben : Bu ne böyle askeriyeden beter?
Onlar : İnsanların rahatsız olmaması için.
Ben : E insanlar akşam nasıl dönecekler? Son dolmuş da 24:00’da kalkıyor Marmaris’ten. O saatten sonra gelecekler ne yapacaklar?
Onlar : …
Sonra kamp girişinde kimlik kartının da alındığını öğrenince iyice şaşırdım ve;
Ben : Bu ne için?
Onlar : Giriş çıkışı kontrol etmek için.
Ben : Bu ne ya? Gerçekten abartmışsınız.
Onlar : Zorla değil ya   deyince parayı ve kimlik kartımı alıp oradan ayrıldım. 27 TL’lik kamp ücretinin karşılığı bu kadar olamaz. Böyle ticaret anlayışı da olmaz hizmet anlayışı da. Bu saçmalığa katlanamayacağım için oradan ayrıldım.



Marmaris merkeze gelince GPS’te belirtilen kamp yerine umutsuzca gittim ve tahmin ettiğim gibi kamp yerinin olması gereken yerde oteller olduğunu – nedense – şaşırmadan gördüm. Kafamı sola çevirdiğim zaman Prince Kınık isimli bir otel gördüm ve bisikletimi otoparklarına park edip otele yerleştim.
Özellikle Didim’de yaptığım şehir içi yollarla birlikte İzmir – Marmaris bisiklet turunda tam 492 km yol yaptım ve toplam 22 saat 25 dakika bisiklet üzerinde kaldım. Turun ortalama hızı benim düşündüğüm gibi 16.5 değil 15 km/sa ile sınırlı oldu.

Yukarıda yazdığım malzemeler tur başlangıcında değil tur sonunda edindiğim deneyimlerin sonunda yazdıklarımdır. Tur başlangıcında örneğin tişört sayısını 10’da tutmuş okumak için bile yanıma bir iki tane kitap almıştım. Çok severek satın aldığım “Türkiye’de Bulunan Ağaç ve Çalı Türleri” adlı kitabı bile Akbük tırmanışlarının birinde ikinci termos ile birlikte atmak zorunda kaldım.

Tur Önerileri:
 
1-Böyle uzun bir tura ilk kez çıkacaksanız öncesinde iki günlük 60-70 km.lik gidişli gelişli ve tam yüklü bir tur yapmanız çok önemli.
2-İki işi birbirine karıştırmayın sakın. Eğer tur ve geziyi benim gibi aynı anda yapmayı planlıyorsanız her yere en az iki gün ayırın.
3-Turlara olabildiğince erken başlayın. Bence ideal zaman 04:30.
4-15 Haziran ile 15 Eylül arasında Ege ve Akdeniz bölgesine uzun süreli bisiklet turu planlamayın. Sıcaklık gerçekten göz karartıcı oluyor.
5-Yanınıza çok fazla malzeme almayın.
6-Uzun turlara heybelerle değil Römorkla çıkmakta büyük yarar var. Heybelerle dolu bir bisikleti park etmesi bile inanın oldukça zaman alıyor.
7-Lastikleriniz mutlaka zırhlı olsun. Yol kenarlarının her metresi bira şişelerinin kırıklarıyla dolu.
8-Yol boyunca karşınıza çıkan her su fırsatını değerlendirin ve başı boş çeşmelerden su içmeyin.
9-Hiç kullanmazsınız umarım ama yukarıda yazdığım sağlık ürünlerini mutlaka alın.
10-Hem gezi hem de tur yapacaksanız yaklaşık 1.000 TL’yi gözden çıkarın 10 gün için.
11-Her türlü sorunuz için özelden mesaj gönderebilirsiniz.
 
 
 
 
 
 
Sevgiyle kalın, Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarın.
 
Yavuz Alper KARA
 
 
*** Değerli bisiklet tutkunu, Seferalem bünyesinde şehrinize özel bisiklet toplulukları kurulmakta... Şehrinizdeki bisiklet faaliyetlerine ilişkin her türlü aktiviteyi takip etmek, arkadaşlarınızla daha rahat haberleşebilmek, bisiklet tutkusunu yaşamak ve tartışmak, tutkusuz kalmamak için lütfen şehrinizin bisiklet topluluğuna katılınız... Bulunduğunuz şehre ilişkin bisiklet toplulukları için lütfen burayı tıklayınız ... 
 
*** Değerli Seferalem Dostları; Seferalem'in interaktif dünyasında gezinmek için sağ üst köşede bulunan "SEFERALEM-->İnteraktif" menüsü yardımıyla sitemize giriş yapabilirsiniz. 
 
*** Unutmayın; sitemize herhangi bir form doldurmadan FACEBOOK HESABINIZLA da giriş yapabilirsiniz. 
 
*** Değerli Dostlar, yayınlanmasını istediğiniz gezi, spor, gurme, hobi, kültür&sanat vb. aktivitelerinize ilişkin yazılarınızı fotoğraflarınızla birlikte lütfen Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine gönderin, yayınlayalım. Teşekkürler...
Okunma 1600 defa Son Düzenlenme Cuma, 20 Temmuz 2012 01:34

4 yorum

  • Yorum Linki Yusuf Güner Carsamba, 11 Temmuz 2012 20:40 yazan Yusuf Güner

    Yazıyı okurken sanki benim ayağıma üç kez kramp girdi sandım :) Güzel bir gezi yazısı olmuş. Aynı zamanda bilgilendirici de. Eline, ayağına , emeğine sağlık abi :)

    Raporla
  • Yorum Linki Yavuz Alper Kara Sali, 10 Temmuz 2012 16:44 yazan Yavuz Alper Kara

    10 gün için 1000 TL olmasının nedeni benim turun yanı sıra gittiğim her yeri ayrıntısıyla gezmem ve tanımaya çalışmamdan kaynaklanıyor. Örneğin MArmaris'te Parasailing yaptım yalnızca bunun maliyeti 95 TL. Jeep safari, bodrum ve yine Marmaris geceleri derken maliyet bu oldu. Yalnızca bisiklet turu olarak düşünürsek bu maliyet 500-600 TL'ye kadar düşer. Yok benim kampinglerde kalmama gerek yok derseniz tur maliyeti 250 TL'yi geçmez.
    Her tatilde olduğu gibi maliyetler yenilen ve içilenle doğru orantılı. Ben bisiklet turunu aynı zamanda bir gezi turu olarak da planlamıştım. Maliyetin yüksek olmasının nedeni bu.
    Bir kaç gün içerisinde Marmaris, Bodrum, Didim ve Datça Gezi makaleleri siteye eklenmiş olacak oradan görebilirsiniz. Kuşadası gezi makalesi eklendi bile.

    Raporla
  • Yorum Linki Serkan TAŞDELEN Sali, 10 Temmuz 2012 11:29 yazan Serkan TAŞDELEN

    Merhabalar,
    10 günlük tur için 1000 TL biraz fazla değil mi? Sonuçta bisiklet ile seyahat ediyor ve çadırda kalıyoruz. Bu bana biraz fazla geldi. İlk defa bisiklete başlıyor olsam, bu rakamları gördükten sonra başlamazdım herhalde. :)

    Raporla
  • Yorum Linki Huriye Kara Sali, 10 Temmuz 2012 10:18 yazan Huriye Kara

    Arkadaşlar puanlama yaparken bir hata yaptım ve geri alamıyorum ,özür dilerim yıldız sayınız 5 inanın.Elinize ve emeğinize sağlık,saygılar.

    Raporla

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.