EGE’NIN TATIL KENTI: KUSADASI Özel

Yazan  Sali, 26 Haziran 2012 22:16
Öğeyi Oyla
(3 oy)

Akşam üstü 17:05’te, kamp alanının yıllar önce kapandığını öğrenmem üzerine, en yakında bulunan  Grand Nett Beach Hotel’e kendimi attım. 

On bir saatimi güneşin altında yorgun argın geçirmiş olmama karşın, otel odasında kendimi soğuk suya bırakmamla yorgunluğum geçti. Çantalarımı sere serpe yerlere attıktan sonra, üzerime bir şeyler geçirip kendimi Kadınlar Plajı’na attım. Gözüme hoş gelen bir barda oturup kendime bira ve patates kızartması (cips diye poşette yenene denir) söyledim. Patates kızartması gelmeden ilk bira bitmişti bile. Zaman geçirmeden ikincisini de söyledim. Patatesle birlikte karnımın açlığı biraz olsun bastırılmış olacak ki gözüm aydınlandı.

Birayı ve patatesi bitirdikten ve 17.5 TL’lik hesabı ödedikten sonra kalkıp Kadınlar Plajı boyunca yürüdüm. Saatin 18:30 olmasına karşın, plaj hala aşırı kalabalıktı. Açıkçası böyle yerler pek bana göre değil. Kalabalık (5-6 kişilik) bir grupla gelince eğlenceli olabilir ama tek başınıza veya iki kişi iseniz ne yüzebilir, ne dinlenebilir, ne de eğlenebilirsiniz. Plaj havluları asker koğuşu gibi yan yana. Ben bu kadar kalabalık plajları pek sevmem.

 

Saat yedi olunca otelin fiyatına dahil olan akşam yemeğini kaçırmamak için otele döndüm:) Zaten otel ile Kadınlar Plajı arası, yürüyerek beş dakika.

Türkiye’de tatilin bence en kötü yanı yemeklerdir. İlla ki kebap, pide, döner ya da hamburger yemek zorundasınız. Neredeyse hiçbir lokanta yok. Elbette keseniz uygunsa bir de balık var. Aslında bu nedenle otelin yemeklerini merak ediyordum. Karşılaştığım manzara beni hem şaşırttı hem de sevindirdi (elbette annemi de :D ). Akşam yemeğinde; mercimek çorbası, taze fasulye, pirinç pilavı ve de karpuz vardı. Yemeklerin tadı da beklediğimden iyiydi. Bir tek fasulyelerin bazıları (çok azı) kılçıklıydı o kadar. Karnımı güzelce doyurduktan sonra odaya geri döndüm. Üzerimi bir kez daha değiştirip merkeze gitmek üzere dolmuşa bindim. 15 dakikalık ve 2.25 TL’lik  yolculuktan sonra merkezde, belediye binasının önünde indim. Merkezde neredeyse alamayacağınız şey yok. Çarşıyı çok güzel ve büyük tasarlamışlar. Ayakkabıdan tişörte, çantadan saate, hediyelik eşyalara, kuyumculara varıncaya kadar her şey var. Sonra barlar sokağına çıktım. Niyetim bir bira içip otele dönmekti. Sokağı baştan sona gezdim. Dikkatimi en çok çeken Irish Bar oldu. Girmeye niyetlensem de “damsız almıyoruz” uyarısı ile içerdeki müthiş kalabalığa (sadece iki kişi)  göz gezdirerek kapıdan ayrıldım. Bundan amacı bir türlü çözemedim. Kadınlar Plajı’nda da barlar var ve dam zorunluluğu yok. Hiç de it kopuk görmedim açıkçası. Akşamın dokuzunda iki kişinin olduğu bara kız için girmeyeceğimi anlamayan arkadaşlarla tartışmaya girmeden gerisin geri dolmuşa binip Kadınlar Plajı’na geldim. Akşam üstü oturduğum yere oturup bir bira, bir salata ve bir de fıstık söyledim. Kahvemi de içtikten sonra toplam 21.75 TL tutan hesabı ödedikten sonra otele geri döndüm.

Şarjı biten ve bitmek üzere olan telefon, GPS, elektronik sigara ve güneş enerjili şarj cihazı gibi aletleri şarja takıp ortalığı da biraz daha dağıttıktan sonra yatakla olan randevuma gittim. Yatakların biraz eskimiş olması ve yayların hissedilebilmesi canımı sıkmış olsa da bunu düşünürken uykuya çoktan dalmışım bile.

Sabah 06:30’dan başlayarak bir çok kez uyanmış olsam da yataktan çıkmam dokuzu buldu. Havlu, güneş, deniz gözlüğü ve fotoğraf makinesinden oluşan çantamı hazırladıktan sonra otelden çıktım. Jeep beni ofisin önünden aldı ve eğlence başladı. On dakika sonra son ihtiyaçlarımızı görmek için bir marketin önünde durduk. Buradan su ve simit aldıktan sonra yola devam ettik. Jeepin Milli Parkın içine girmesiyle makineleri elimize alıp her ayrıntıyı yakalamaya çalıştık. Görebildiğimiz tek hayvan, güzel ve hareketli bir kaplumbağa olsa da bu dar yollarda bağıra bağıra gelen jeeplerden kaçmayacak hayvan olmayacağını zaten tahmin etmiştik. Toz toprak nefes almamızı epey güçleştirdi zaman zaman. Böyle safari turları için yanınıza mutlaka bir tane bandana almanızı şiddetle öneririm. Jeepler birbirine yaklaştıkça kendimizi alevlenen bir su savaşının içinde bulduk. Herkes birbirine poşetlerle ve şişelerle su atıp durdu. Makineleri saklamak epey zor olsa da sırt çantası epey işimi gördü. Siz siz olun safariye çıkarken şunları yanınıza almayı eksik etmeyin: 1-Bandana, 2-Fotoğraf makinesi veya kamera için büyük bir naylon torba, 3- Güzel ve uzun mesafeli bir su tabancası, 4-İçine su doldurup atmak için 20-25 tane küçük balon. Böylece eğlenceyi katlayabilirsiniz.

İlk olarak Yankı Vadisi’nde durduk. Önce kızlar, hadi erkekler dedik ve kazanan biz erkekler olduk. Kızlara ise dönüşte jeepleri yıkamak kaldı :D Olmadı tabi;-) Yankının bir-iki saniye sonra oldukça derinden gelmesi insanın yüzünü gülümsetiyor.

Sonra manastıra geldik. Ormanla bu kadar iç içe kurulmuş bir yer bulmak kolay değil. Papazın şehre saldırı olduğu zaman sığındığı bir yermiş bu manastır. MS 7-8.yy.a ait olan bu yerden geriye pek bir şey kalmamış olsa da 7 kişinin yattığı mezar bölmesi dikkat çekiyor. Aynı Selçuk’ta bulunan Eshab-ı Kehf (7 uyurlar) anıt mezarı gibi. 

Manastır gezisi de tamamlanınca mangalın başına geldik. Biz geziyi yaparken pişen tavuk etleri sıcak sıcak bizleri bekliyordu. Tabağımı alıp, önce roka, marul ve maydanoz, sonra domates, salatalık ve çoban salata aldım. En son da tavuklara yer bulduktan sonra çeyrek ekmeğimi de alarak bir tabureye oturdum. Ekmeğin çar çabuk bitmesi bir ikinci sandviç hazırlamama yol açtı :) İçecek olarak önce kola, sonra fantayı seçtim. Onu da yedikten sonra 3-4 dilim karpuzu da bir güzel midemle buluşturdum. Yemeklerimizi yedikten sonra cephaneleri tamamlayıp yola koyulduk. Ne yalan söyleyim, ikinci jeep bizden daha hazırlıklıydı. Yenmemiş karpuzlar (gerçi havada yakalamayı başardığım bir iki tanesini daha mideye indirdim ama yetmedi), ketçap, mayonez ve bol poşet. Yüzümün ortasında patlayan ketçaplı su, içimde ketçapa karşı bir yakınlığa neden oldu. Jeepin en arkasında oturmanın zararı da bu. Yine de en güzel yeri en arkası, aklınızda bulunsun.

Sıra çamur banyosuna ve buz gibi akan suyuyla küçük şelaleye gelmişti. Su savaşının ardından çamur savaşı da yaptıktan sonra (üzerinizde tişört olmasın sakın) şelalenin buz gibi suyunun altında temizlendik. 40 derece havada insanı üşütmeyi başaran bir su buradan akan su.

Temizlendikten sonra rotamızı Zeus Mağarası’na çevirdik. Zeus’un Aphrodit (Afrodit)  ile yıkandığına ve insanı hem gençleştirip hem de güzelleştirdiğine inanılan mağaranın içinde bulunan su oldukça güzel. Küçük bir gölet burası. İnsanlar başında fazla kalabalık yapsa da genelde izlemeyi seçiyor. Su soğuk ama buz gibi de değil. Zor da olsa kendimizi sudan çıkardıktan sonra yeniden jeeplere binip Davutlar’da bulunan Long Beach (Uzun Plaj)’e gittik. Halk plajı inanılmaz kalabalık. Kadınlar Plajı hiç kalır. Piknikçiler ve kampçılar yan yana. Her yerde çadırlar ve mangallar var. Plaj ana baba günü gibi. Neyse ki biz turun anlaşmalı olduğu daha sakin bir yere geçtik. Giriş ücretsiz olsa da iki şezlong ve bir şemsiye 8 TL. Biz turla geldiğimiz için bize o da ücretsiz tabi. Bir saat kadar hem dinlenip hem de yüzdükten sonra son bir kez daha jeeplere binip Kuşadası’na döndük. İçerisinde yaklaşık 260 adet bizlere ait olan resimlerden oluşan CD için de 20 TL ödedik.

İlk başta 45 TL’lik tur bedeli pahalı gibi gelse de akşam “İyi ki gitmişim” diyorsunuz. Benim gibi tek başınıza bile olsanız. 

Otele döner dönmez önce şort, tişört ve ayakkabılarımı sonra da kendimi yıkadım. Akşam yemeğimi de yedikten sonra son bir bira içmek için yine Kadınlar Plajı’na attım kendimi.

Plajda dolaşırken Dream Bar’ın reklamı ilgimi çekti. 20:00 – 23:00 saatleri arasında bir kokteyl alana ikincisi bedava. Gerçi o tabelada yazan “Buy One Get One” dı ama olsun. Ben de neden olmasın diye oturdum. Saat, bar için oldukça erken olduğundan benden başka kimse yoktu. Önce Margarita ardından da Mojito söyledim. Bunları evde yaptığım için (övünmek gibi olmasın ama iyi yaparım) kalite karşılaştırmasını yapabileceğim iki kokteyldir. Margarita’nın içinde buz olduğunu görmek ilk dikkatimi çeken şeydi. Biliyorsunuz Margarita karıştırıcıda buzla birlikte hazırlanır fakat sunumda buz olmaz. Alkol oranı da pek hoşuma gitmedi. Ardından gelen mojitoda da durum çok da farklı değildi. Buz parçalarının olması gerekenden büyük olması, yeşil limon yerine sarı limon kullanılmış olması, nanelerin az olması eksik yanlarıydı. Artı yanını soracak olursanız; elbette fiyatı. 8 TL’ye hiçbir yerde kokteyl içemezsiniz. Her zaman dediğim gibi biradan vazgeçmemek gerekiyor.

Kredi kartı olmadığı için nakit parayla otelden ilişiğimi kestim. Sabah erken yola çıkacak olmam en büyük etken tabi. Odama çıktım ve böylece Kuşadası maceram sona ermiş oldu.


Kuşadası’nda yapılacaklar:

1- Mutlaka jeep safariyi deneyin. Hem büyük zevk alacaksınız hem de Milli Parkı gezmiş olacaksınız.

2- Her yerde olduğu gibi burada da tekne turu yapın. Bence deniz ve eğlencenin en iyi birleşimidir.

3- Deniz için seçiminiz Davutlar’da bulunan Uzun Plaj (Long Beach) ’dan yana olsun.

4- Barlar sokağındaki barlar daha pahalı olduğundan Kadınlar Plajı’nı seçmenizi öneririm.

5- Kaleyi gezmeyi ihmal etmeyin.

6- Merkezde yer alan çarşıyı, alacak bir şeyiniz olmasa bile gezin.

7- Daha önce gitmediyseniz Efes ve Pamukkale turlarını asla ihmal etmeyin.

8- ATV ile de tur yapabilirsiniz. 09:00-13:00 saatleri arasında Pamucak Plajı’nda keyifli bir organizasyon. Fiyatı 85 TL ama pazarlık yapmayı bilmiyorsanız bile 70 TL’ye iniyorlar hemen.

9- Kervansaray’da akşam yemeği yiyin.

Konaklama:

Diğer otellerin fiyatları hakkında yalnızca kulaktan duyma bilgilerim olsa da ucuz oluğunu biliyorum. Ben Kadınlar Plajı’nın sonunda bulunan, polis karakolunun karşısındaki GRAND NETT HOTEL’de kaldım. Kişi başı gecelik 40 TL (Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil)

Kuşadası’nın hemen her yeri otel dolu. Yer sıkıntısı yaşamazsınız.

Kuşadası’nda görüp öğrenebildiğim tek kamp yeri ise Davutlar Plajı. Burası bir kamp alanı değil. Dolayısıyla çadırınızı kurup gezmeye çıkamazsınız. Davutlar, Kuşadası’ndan 15 km ileride, Dilek Yarımadası’na -yani batıya- doğru. Bir diğer seçenek, Selçuk ile Kuşadası arasında kalan kamp alanları. Ayrıntılı bilgiyi Efes yazısında ve Selçuk yazılarında bulabilirsiniz. Yine de Kuşadası’nı da gezecekseniz ben kamp yerine bir otelde kalmanızı öneririm, çünkü fiyatlar oldukça makul.

Yemek:

Oda fiyatına dahil olduğu için akşam yemeklerini otelde yemeyi seçtim ama yine de lokantaların menüsüne göz atmayı ihmal etmedim. Yemekler tahmin edebileceğiniz gibi kebap gibi menülerden oluşuyor. Fiyat aralığı ise 10-15 TL arasında değişmekte. Balık seçenekleri de mevcut. Balık menüleri de 15-20 TL arasında değişiyor.

Genel Değerlendirme:

Öncesinde Efes ve Pamukkale’yi görmüş iseniz Kuşadası hafta sonu için ideal. İki günlük güzel ve keyifli bir tatil. İlk gün yat turu ile denizin keyfini çıkartırken, ikinci gün jeep safari, ideal bir hafta sonu keyfi yaşatacaktır. Akşamları da şehir içini ve kaleyi gezebilir bir barda zaman geçirebilirsiniz. Erken kalkmanız büyük yarar sağlayacaktır.

Eğer Efes ve Pamukkale’yi de görmediyseniz, o halde 5 günlük bir tatil Kuşadası için ideal. Böylelikle hem her şeyi aynı anda yapmış hem de müthiş eğlenmiş olacaksınız. Öyle evde televizyon karşısında kafa dağıtıldığı nerede görülmüş?

Fiyatları:

Aktivite fiyatları kişi başı: 

- Jeep Safari 45 TL

- Yat Turu 35 TL

- ATV turu (Quad Tur) pazarlıkla 70 TL

- Efes turu 50 TL

- Pamukkale turu 85 TL

Kuşadası’nda yemek, içki, gezi, konaklama dahil kişi başı günlük en fazla 75 TL tutar. Tabi bu içkiye göre değişir. Ben üç bira olarak hesapladım. Eğer durum biraz daha uygunsa bir akşam yemeğini mutlaka KERVANSARAY’da yemenizi öneririm. Fyatlar öyle çok uçuk değil. Balık 20 TL civarı ve şarap 35 TL.


Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarın!...

Yavuz Alper KARA 

*** Değerli Seferalem Dostları; Seferalem'in interaktif dünyasında gezinmek için sağ üst köşede bulunan "SEFERALEM-->İnteraktif" menüsü yardımıyla sitemize giriş yapabilirsiniz. 
 
*** Unutmayın; sitemize herhangi bir form doldurmadan FACEBOOK HESABINIZLA da giriş yapabilirsiniz. 
 
*** Değerli Dostlar, yayınlanmasını istediğiniz gezi, gurme, hobi, kültür&sanat, spor vb. aktivitelerinize ilişkin yazılarınızı fotoğraflarınızla birlikte lütfen Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine gönderiniz. Teşekkürler... 
 
Okunma 1739 defa Son Düzenlenme Cuma, 29 Haziran 2012 23:40

2 yorum

  • Yorum Linki Yavuz Alper Kara Sali, 10 Temmuz 2012 16:46 yazan Yavuz Alper Kara

    Zeus MAğarası ve çamur Banyosu resimleri Forum'da / Tatil Aktiviteleri / Jeep Safari bölümünde eklendi ayrıntısıyla takip edebilirsiniz.

    Raporla
  • Yorum Linki Yavuz Alper Kara Carsamba, 27 Haziran 2012 07:22 yazan Yavuz Alper Kara

    Arkadaslar Zeus Magarasi ve camur banyosuna ait resimleri daha sonra yukleyecegiz merak etmeyin.

    Raporla

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.