KIZILA CALAN RENGIYLE; ILICA VE ALACATI

Yazan  Carsamba, 20 Haziran 2012 21:37
Öğeyi Oyla
(3 oy)

İzmir’den Cumartesi akşamı 19:30 otobüsüne binerek Ilıca’ya hareket ettim. Saat tam 20:05’te Alaçatı-Ilıca yol ayrımında otobüsten indim. Marketten su aldıktan sonra devasa kamp çantamı sırtlanarak yürümeye başladım.

Ne tarafa gideceğimi ve neyle karşılaşacağımı tam olarak bilemediğim için yol ayrımında Alaçatı’da mı yoksa Ilıca’da mı ineceğim konusunda bir karar vermek zorundaydım. Her iki yerde de kamp alanları olup olmadığını bilmediğim ve neredeyse kimsenin de bilmemesinden dolayı bu seçimim biraz zordu. Bir arkadaşım, Ilıca plajının çadır kurulabilecek kadar geniş olduğunu söylediği için ben de seçimimi Ilıca’dan yana yaptım.

Tempolu 40 dakikalık bir yürüyüşün ardından çadırımı kurabileceğim bir yer buldum plajda. Ilıca çadırı Sheraton Oteli’nin hemen yanında başlıyor ve gerçekten oldukça uzun ve derin bir plaj. Plajın sonunda çadır kurulabilecek, şezlongların olmadığı yeterli bir yer var. Bir tane de çadır görünce 30 metre yanına ben de çadırımı kurdum.

Hemen ocağımı yakıp kendime bir kahve hazırladım. Plajda hava fişek gösterisini, elimde kahve fincanımla izledikten sonra günün yorgunluğunu atmak için çadırıma çekildim. Gece plaja bira içmek için gelen gençler, beni biraz tedirgin etse de, uyuya uyanana sabah ettim. İstediğiniz kadar geç yatın ve istediğiniz kadar uyanın; bir çadırda uyuyunca inanın bana sabahın ilk ışıklarıyla zinde uyanıyorsunuz. Saati yediye kurmuş olmama karşın altı olmadan çadırımın kapısını çalan minik yağmur damlaları ile uyandım. Dışarıya bir göz attıktan sonra havanın çok kapalı olduğunu ve bütün hayallerimin suya düştüğünü üzülerek gördüm. Oysa ben yedide uyanacak, çadırımı ve eşyalarımı topladıktan sonra Ilıca plajında güzelce yüzecek, duşumu aldıktan sonra Alaçatı’ya geçecektim. Yağmur artmadan toparlanabilmek için aceleyle çadırdan fırladım ve çiseleyen yağmur altında alelacele toparlandım. Çantamı sırtıma aldıktan sonra açık bir kafe veya lokanta bulabilmek umuduyla yola çıktım. Sheraton Oteli’nden yukarı döndükten on beş dakika sonra Dost Pide&Pizza’nın açık olduğunu sevinerek gördüm. Henüz açılmadıklarını söyleseler de bana kahve yapabileceklerini söylediler, ki tek ihtiyacım olan buydu.

Kahvemi içtikten ve Efes ve Selçuk’ta çektiğim resimleri düzenledikten sonra bir kahvaltı istedim. Gece bu mekanın önünden geçerken dolu dolu ve güzel bir yer olduğunu görmüştüm. Önüme gelen kahvaltı ise bunun tam tersini gösterdi nedense. Bekar evimde bile açıkçası sabah kahvaltılarım bundan daha iyiydi. Aşağıda resmini gördüğünüz kahvaltıya 17 TL vermek ise dehşetimi arttırdı.

Havanın yavaş yavaş açılmasıyla toparlandım ve yeniden yol çıktım. Yürüyüşüme Ilıca sahil yolundan başladım. Ilıca'da üç katlı ev görmek neredeyse olanaksız. Her yer villalarla dolu. Bu da Ilıca’nın güzel olmasının bir nedeni. Sahili sessiz ve düzenli. Bu düzen hoşuma gitti açıkçası. Sahilde Kumrucu Şevki tekeli var. Bir de sahilin sonuna doğru Mezzaluna Bar dikkatimi çeken yerlerdendi. Ilıca’dan Alaçatı’ya yaklaşık iki saatte yürüdüm. Çeşme Yarımadası’nı kuzey-güney hattında boylu boyunca yürüdümse de pek de zevk aldığım söylenemez. Alaçatı tabelasından sonra bir çok yerde gördüğüm inşaat çalışmaları, Alaçatı’nın güzelliklerini görmemi oldukça engelledi. Hemen her yerde bir villa ya da pansiyon inşaatı var. Yolun bozuk olması da ince ayakkabı tabanı nedeniyle bir süre sonra canımı yakmaya başladı.

Alaçatı sahile vardığım zaman manzara beni daha çok şaşırttı. Burasının 20-30 km.lik sabit esen rüzgarından başka bir şeyi yok. Solda sörf okulları, karşıda ise Alaçatı Beach Resort. Yönümü plaja çevirdim ve girişin ücretli olmadığını öğrendiğime sevindim. Plaja girip kendime bir şezlong seçtikten sonra hemen uzandım. Omuzlarımın ağrısından yüzüp rahatlamaya bile dermanım yoktu. Hemen kendime soğuk bir bira söyledim. Biram gelince parasını peşin olarak ve dehşet içindeki bir ruh haliyle ödedim. 33 cl.lik bir Efes’e 12 TL vermek benim için hiç de kolay olmadı. 7 TL’ye bir de Türk kahvesi içtikten sonra kendimi denize attım. 14:30’da dolmuşa bindim ve İzmir otobüslerinin kalktığı yerde dolmuştan indim. Ilıca-Alaçatı yol ayrımından dolmuşlar çeyrek geçe kalkıyor, Alaçatı sahilden ise buçuklarda. İlk dolmuş 08:15’te, son dolmuş ise 23:30’da.

15:30 otobüsüne binerek 16:15’te Üçyol’a geldim ve böylece haftasonu gezimi bitirmiş oldum.

Ilıca’nın sakin ve şehirden uzak yapısı hoşuma gitmiş olsa da Alaçatı’yı pek de beğendiğimi söyleyemem. Ilıca’ya yeniden gelmeyi ve bu dinginlik ve sakinliği yeniden yaşamak isterim ama Alaçatı’ya bir daha geleceğimi sanmıyorum.

 

Nerde Kalınır?:

Burada pansiyon sıkıntısı yaşanacağını sanmıyorum. Evler ve bir iki mağaza dışında özellikle Alaçatı’da hemen her yer pansiyon dolu. Sörf okullarına yakın pansiyonlar da var ki, buralar dolmuşun son durağı.

 

Ulaşım:

Üçkuyular'dan ya da İzmir otogardan kalkan otobüslerle 45 dk - 1 saatte Alaçatı ve Ilıca’ya ulaşabiliyorsunuz. Otobüs saatleri yaklaşık bir buçuk saatte bir.

 

Yemek:

Kahvaltı deneyimim nedeniyle burada yemeğin pahalı olduğunu düşünüyorum. Bunun için, yeterli bütçe ile gitmeyenler önlemi marketten alsınlar. Resimlerde Dost Pide%Pizza’nın menüsünü ve fiyatlarını görebilirsiniz.

 

Yavuz Alper KARA
 

*** Değerli Seferalem Dostları; Seferalem'in interaktif dünyasında gezinmek için sağ üst köşede bulunan "SEFERALEM-->İnteraktif" menüsü yardımıyla sitemize giriş yapabilirsiniz. 

 

*** Unutmayın; sitemize herhangi bir form doldurmadan FACEBOOK HESABINIZLA da giriş yapabilirsiniz. 
 

*** Değerli Dostlar, yayınlanmasını istediğiniz gezi, gurme, hobi, kültür&sanat, spor vb. aktivitlerinize ilişkin yazılarınızı fotoğraflarınızla birlikte lütfen Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine gönderiniz. Teşekkürler...



Sevgiyle kalın, Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarın!...


Okunma 1269 defa Son Düzenlenme Cumartesi, 23 Haziran 2012 12:43

1 yorum

  • Yorum Linki Yavuz Alper Kara Persembe, 21 Haziran 2012 20:08 yazan Yavuz Alper Kara

    sonradan ogrendigim bir bklgiyi de aktarmak isterim. Olajin sonunda benim kamp kurdugum yerin az ilerisinde Tanay Orman Kampi varmis. burada cadir kurabileceginiz gibi hazir kurulu cadirlardan da yararlanabiliyormussunuz. Dogrulamak icin uc kez aradim ama ulasamadim. Siz yine de gitmeden once bir surpriz yasamamak adina mutlaka arayin derim.

    Raporla

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.