TARIH EFES’TE YATIYOR Özel

Yazan  Sali, 19 Haziran 2012 09:49
Öğeyi Oyla
(3 oy)

Efes’i sözcüklerle değil resimlerle bile anlatabilmek mümkün değil. Hemen her köşesinin hafızalara kazınması gereken önemli bir değerdir Efes. 


Kapıdan girerken içinizi kaplayan heyecan, ilk adımlardan başlayarak yerini hayret ve hayranlığa bırakıyor. Stadyum ve Odeon’la sizi karşılayan Efes, büyüsünü giderek arttırıyor. Solda Domitian Tapınağı, sağda Memmius anıtı, göreceklerinizi size müjdeler gibi bakıyorlar.  Herakles Kapısından Küretler Caddesi’ne adım atar atmaz nereye bakacağınızı şaşırıyor ve hiçbir ayrıntıyı kaçırmamaya çalışıyorsunuz. Celsus Kitaplığı’na kavuşmak heyecanıyla hızlı yürümek ise Efes’te yapılacak en büyük hatadır. Bu büyük heyecanı bastırmaya çalışarak Traianus Çeşmesi’ni, Hadrianus Tapınağı’nı ve Aşk Evi’ni dolaşmak damaklarda enfes bir tat bırakıyor.


Biraz daha ücret ödeyerek Efes zevkini ikiye katlamanın yolu ise Yamaç Evler’den geçiyor. Tarihin bu skolastik güzelliğini keşfetmek, birkaç yüzyılı aynı anda görebilmek insanın eline her zaman geçen fırsatlardan değildir ve Yamaç Evler işte bunu sağlıyor sizlere.


Yamaç Evlerden çıkınca, sevgiliye koşan bir mutlulukla atıyorsunuz kendinizi Celsus Kitaplığı’na. Bu muhteşem yapıyı izlemenin keyfini sözcüklere sığdıramazsınız. Celsus Kitaplığı’nı izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün değil. Saatlerce bu eser karşısında, tek sözcük etmeden kalabilirsiniz. İnsan kalabalığı hiçbir yerde sizi bu kadar rahatsız edemez. Her kareyi görebilmek, bu güzelliği fotoğraflayabilmek için az çaba harcamıyorsunuz. Zevkin doruklarına ulaştıktan sonra başınızı hafifçe sağa çeviriyor ve Mazeus Mithridates Kapısı ile karşılaşıyor ve insanlar tarafından hak ettiği önemi görmediğini üzülerek anlıyorsunuz. Kral tarafından özgür bırakılan iki kölenin inşa ettiği bu kapı Agora'ya açılıyor. O günlerin 200.000’i aşan kalabalığının bu Pazar yerindeki halini gözlerinizde canlandırmak hiç de zor olmuyor. 


Mermer caddeden ilerliyor ve kendinizi bu kez de Antik Tiyatro’nun büyülü kollarına bırakıyorsunuz. Sokrates’in Şölenini izler gibi hayranlıkla dolaştırıyorsunuz gözlerini boş sıralarda. Tiyatrodan ayrılınca Liman Caddesi kucaklıyor bu kez sizi. Sanki birazdan gelecek olan gemiyle denize yelken açacağınız hissi tüm benliğinizi sarıyor.


Son ziyaret yeri olan Meryem Ana Kilisesi’ni de ziyaret ettikten sonra yüzlerce seçenekle karşınıza çıkan hediyelik eşya dükkanlarından ne alacağınıza karar vermekte zorlanıyorsunuz. Efes’in büyüsünden kurtulmanın kolay olmadığını düşünürseniz, farkına varmadan onlarca ürün alarak burada bir servet harcamak hiç de zor değil. Ürünlerin çok da pahalı olmamasına karşın çeşitliliği göz dolduruyor. Tarihi yerleri gezmeyi seven birisi iseniz ve yeterli yeriniz varsa, evinizde güzel bir köşe oluşturmak çok güzel bir fikir olacaktır. Bu çarşıdan alacağınız orta boyda bir Hadrianus Tapınağı, Celsus Kitaplığı ve Artemis heykelinin, köşenizin en değerli parçaları olacağı ise kesin.


Efes Antik Kenti gezisi, kendinize verebileceğiniz en güzel hediyedir.

 

EFES’İN TARİHİ


Efes’te hayat, M.Ö.3000-2500’lerde, Erken Tunç ve Orta Tunç devrinde başlıyor. Anadolu kıyılarına göç eden Atina Kralı Kodros’un oğlu Androklos, beraberindekilerle yola çıkmadan önce kenti kuracakları yeri bir kahine sorarlar. Kahin, bu yeri kendilerine bir balıkla bir yaban domuzunun göstereceğini söyler. Uzun bir yolculuktan sonra ulaştıkları  Kaistros (Küçük Menderes) kıyılarında tuttukları balıkları kızartırken, alev alan bir balık tavadan fırlar ve çevresindeki kuru otların tutuşmasına yol açar. Çalılar arasında bulunan bir yaban domuzu yangından kaçmak için fırlayınca Androklos kahinin sözlerini hatırlar. Kenti o yöreye; Apasas’a (Ayasuluk Tepesi) kurar. Androklos soyu ve İonia’lılar, burada 400 yıl yaşarlar.


M.Ö. 7.yy’da Kimmerlerin saldırısına uğrayan Efes, bir süre sonra toparlanır. Kent, Krossos (Panayır) Dağı eteklerine kadar genişler. M.Ö. 6.yy. ortalarından başlayarak önce Lydia’lılara ardından Perslere yenik düşer. M.Ö. 5.yy.da Pers Kralı Kyros’un ölümünden sonra İonia’lılar Persler’e isyan ederler. Efes de, tarihe Büyük İonia İsyanı olarak geçen son isyana katılır. Büyük İskender’in Batı Anadolu’yu fethetmesi ile Efes, M.Ö.334’ten başlayarak İskender’e vergi öderler ve İskender’e bağlı yerel yönetimlerini kurarlar.


Büyük İskender’in genç yaşta ölümünden sonra generallerinden Lysimakos, Efes’i yeni baştan imar eder ve günümüze ulaşan kent duvarlarını yapar.


Bergama Kralı III.Attolos, M.Ö.133 yılında, ölümünden önce yazdığı vasiyetname ile krallığını Roma’ya bırakır. Roma İmparatorluğu’nun en parlak zamanlarında İmparator Agustus tarafından Pergamun’un yerine başkent yapılan Efes, Asya’nın en büyük metropolü olur ve nüfusu 200 bini aşar. M.S.262 yılında Goth saldırısına uğrayan Efes, Artemis Tapınağı’nı ve Celsus Kitaplığı’nın büyük bir kısmını kaybeder. Bu saldırıdan sonra Efes eski gücüne ve ihtişamına bir daha kavuşamaz. Milattan sonra ilk yüzyıllarda ortaya çıkan Hristiyanlığın iki önemli azizi olarak kabul edilen St.Paul ve St.Jeans dini yaymak için Anadolu’ya geçer. Meryem Ana adına yapılan ilk kilise Efes’te açılır. Selçuklular’ın ve Osmanlılar’ın ilk dönemlerinden itibaren önemini yitiren Efes bir süre sonra tamamen terk edilir.


Günümüzde Efes ziyarete açık olup her yıl on binlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapmaktadır. Efes’e Müze Kart’la giriş olanağı olduğu gibi müze kartı olmayanlar  25 TL karşılığında tarihe tanıklık edebiliyorlar. Müze Kart, Efes girişinde alınabiliyor. Efes müzesi, iki girişe sahip olup turistler genelde Selçuk-Kuşadası yolu üzerinde bulunan yol ayrımından değil, üst kapıdan giriş yapmayı seçiyorlar. Her iki girişte de 15 TL karşılığında sesli rehber kiralayabileceğiniz yerler bulunuyor. Sesli rehberler 16:00’a kadar satışta bu saatten sonra satışları yok.


Üst kapıdan girişte sizi önce Devlet Agorası karşılıyor. Zamanında devletin elinde bulunan bu agora (çarşı), ticari agoralardan farklı olarak devletin kontrolünde, dini, politik ve sosyal toplantıların da yapıldığı ve kararların alındığı kutsal alanlardı. Agora’nın hemen sağında Odeon ve az ilerisinde ticari agora yer almakta. Sonrasında Celsus Kitaplığı’na uzanan Küretler Caddesi sağlı sollu yapıtlarıyla baş döndürüyor. Türkiye’de Müze Kart’ın geçerli olmadığı üç yerden birisi olan Yamaç Evler 2 (15 TL) mutlaka gezilmesi gereken önemli bir miras. İnsan, tarihi tam anlamıyla Yamaç Evler’de yaşıyor. Efes’in ilk yerleşimine ve Sokrates odasına tanıklık etmek insanı duygudan duyguya sürüklüyor. Yamaç Evler’in hemen çaprazında Efes’i Efes yapan iki anıttan birisi; Traianus Çeşmesi yer alıyor. Küretler Caddesi ile Mermer Cadde’nin birleştiği noktada Celsus Kitaplığı tüm ihtişamıyla gözleri boyuyor. Şimdiki kütüphanelerin sıkıcı ve soğuk yapısının aksine şehrin zengin kültürünü yansıtan yapısı ile büyülüyor. Küretler Caddesi’nde yürüyerek Dominitian Tapınağı’nı ve Prytaneion’u solunuzda bırakarak Antik Tiyatro’ya ulaşıyorsunuz. Onarımda ve bakımda olmadığı dönemlerde günümüzde de bir çok sanatçıyı ağırlayan Efes Antik Tiyatrosu, Efes’in kültür yapılarından birisi. Basilika, Varius Banyoları’nı gezerek, yol ayrımından sola dönüşle 200 metre yürüdükten sonra Meryem Ana adına yapılan ilk kilise ile karşılaşıyorsunuz. Kilise’yi de dolaştıktan sonra binlerce anı, fotoğraf ve “keşkeler”le Efes’ten hayranlık ve buruklukla ayrılıyorsunuz.


Efes’in her iki girişinde de hediyelik eşyalar satın alabileceğiniz bir sürü dükkan var. Özellikle girişten önce Efes hakkında yazılan kitaplardan birisini almanızda büyük yarar var. Taşlar anlamlaşıyor ve anıtlaşıyor. Hak ettiği değeri bu yolla anca verebilirsiniz düşüncesindeyim.


Çıkışta hafızama iyice kazıdığım anılar ve resimlerinle birlikte iki tane de buz dolabı süsü alarak diğerlerinin yanına koyuyorum.


Bir sonraki durağım Eshab-ı Kehf oluyor. Türkiye’de Eshab-ı Kehf mağarası toplam üç yerde bulunuyor. Hangisinin kesin olduğu net olarak belli değil. Ben Tarsus ve Efes’te bulunan ikisini gezebildim, Diyarbakır’da bulunan üçüncüsünü ise gezmeyi çok istiyorum.


Devlet Agorası


Magnesia Kapısı (yukarı giriş) tarafındaki girişten Efes’e ulaşıldığında 1,60m X 56m boyutlarındaki Agora ve Agora’ya ilişkin yapılarla karşılaşılır. Bu Agora devlet agorası olup devletin kontrolünde, dini, politik ve sosyal toplantıların yapıldığı ve kararların alındığı yarı kutsal sayılan alanlardı. Diğer Agoralarda olduğu gibi Efes Devlet Agorası’nın da tam ortasında diktörgen bir tapınak bulunuyordu. (Şu an Selçuk Müzesi’nde sergileniyor). Kazılar sırasında çevresinde bulunan su tesisleri, tapınağın İsis’e adanmış olduğunu gösterse de İmparator Augustus adına da kurulduğuna dair bilgiler bulunmakta. Bugün Efes Müzesi’nde sergilenen “Odysseus – Polyphemos” heykel grubu Pollo Çeşmesi’nin yarım daire planlı girintisinde bulunmasına karşın, zamanında bu tapınağın alınlığını oluşturuyordu. Tapınak, Agora ile birlikte M.Ö.1.yy.a tarihlenmektedir. İlk olarak Hellenistik Dönemde temelleri atılan Agora, son şeklini ilave yapılarıyla İmparator Theodosius (M.S.4.yy) döneminde almıştır. Agora’nın Bülbül Dağı tarafından mermer döşemeli, Panayır Dağı tarafında Bazilika, Varius Hamamı, Odeion ve Pyritaneion yer almaktadır.


Odeon


Varius Hamamı yanında olup küçük bir tiyatro görünümündedir. Bu nedenle küçük tiyatro olarak da isimlendirilir. Efes’in ileri gelen kişilerinden Publius Vedius Antonious ve karısı Flavia Papiana tarafında M.S. 150 yıllarında inşa ettirilmiştir. Zamanında üzeri kapalı olduğu sanılan bu yapının Prytaneion ve Devlet Agorası ile yanaşık bir yapı grubunun içindedir. Aynı zamanda, hem konser salonu hem de bir Bouleterion olarak kullanıldığı bilimektedir. Bir Diazoma ile ortadan ikiye bölünmüş 23 oturma sırası bulunan Caveas’ı 1400 kişi kapasitelidir.


Sahne binası (Skene) iki katlıdır. Tam önünde mermer kaplı dar bir podyum bulunmaktadır.


Prytaneion


Basilica’nın batı ucunda M.Ö. 3.yy.a tarihlenebilen bu yapı, son şeklini İmparator Augustus döneminde almıştır. Efes Kenti’nde içinde sürekli olarak kutsal ateşin yandığı (Hestia Boulaia) bir tapınak ile beraber planlanmış belediye binasıdır. Burada ayrıca politik meseleler görüşülür, dini törenler ve davetler de yapılırdı. Çevresi portikli bir avlu, arkada büyük bir salondan meydana gelmiştir. Salonun köşelerinde kesitleri kalıp biçiminde ikişerli sütunları vardır. Efes’in gece gündüz hiç durmadan yanan Hestia Ateşi bu yerdedir. Kutsal alanın sunağı, salonun ortasında olur.


Günümüzde ancak iki tanesi ayakta kalmış olan ve yüksek sekiz dorik sütun üzerine oturmuş yapı, çevresi portikli bir avlu ve arkasındaki esas salondan (anta) meydana geliyordu. Avlu zemini zamanında amazon kalkanları ve çarkıfelek motifleri ile süslü mozaikle kaplıydı. Prytan’lık Efes’teki en yüksek resmi ve dini makamdı. Seçkin bir sınıf oluşturan Prytanlar bu tapınaktaki kutsal kent ateşinin koruyuculuğunu yaparlardı ve ayrıca çeşitli vakıf işlerini de yürütürlerdi. Yapının çevresinde ve sütunlar üzerindeki yazıtlardan bazılarının küret listeleri oldukları anlaşılmıştır. Önceleri sadece Artemis Tapınağı’na bağlı olan kütlere İmparator Augustus döneminde Prytaneion’a yer verilmiştir. Taş ve mermerlerinin büyük bir kısmı M.S.4.yy.da Skolastikia Hamamı’nın yapımında kullanılmış olan Prytaneion’da kazılar sırasında halen Efes Müzesinde sergilenmekte olan iki Artemis heykeli ortaya çıkarılmıştır. Prytaneion yakınında Odeion batısında çevresi sütunlu portikle çevreli avlunun ortasında imparatorluk kültü tapınakları bulunmaktaydı. Oldukça küçük planlanan tapınakların doğuya bakan cepheleri dörder sütundan oluşmaktaydı. “Arkhierus adı verilen baş rahiplerin gözetimi altında bulunan imparator tapınakları yapımına İmparator Augustus’un M.Ö.29 yılında Efes’e gelişi ile izin verilmiştir. Biri Roma Tanrıçası “ Dea Roma’ya diğeri ise Augustus’un babası Divius Ilius Caeasar’a adanmıştır. Günümüze yalnızca güzel işçilik gösteren mermerden podyumları ve temel yüzeyindeki duvarları kalmıştır.


Dominitianus Tapınağı


Flaviuslar soyundan olan Domitianus, 81 yılında imparator olmuş, başlangıçta, dürüst ve adil yönetimi giderek mutlak bir egemenliğe dönüşmüş ve kendini “ Dominus et Deus” (Efendi ve Tanrı) ilan etmiştir. Meydanın güney ucundaki 50 X 100 m ölçülerindeki bir teras üzerine inşa edilmiş 8 X 13 sütunlu tapınakta İmparator Domitianus’a ait büyük bir heykelin baş ve kolunun bulunmasıyla tapınağın ona ait olduğu anlaşılmıştır. Halen Efes müzesinde sergilenmekte olan sunağın bir bölümü, son derece güzel bir işçiliğin izlerini taşır. Bir uşağı tarafından 96 yılında hançerlenerek öldürülen imparator için senato “Damnatio Memorien” (İstenmeyen Anıt) kararı almıştı. Bu nedenle heykelleri yok edilmiş ve yazıtlardan ismi silinmiştir. Domitianus’la ilgili kaynakların azlığından bu tapınak önem taşır. Tapınağın meydana bakan ön yüzünde bir sıra iyi korunmuş dükkan ve cephenin önünde iki katlı sütunlardan oluşan bir “Parabet” vardır.Dükkanların ortasında bbir merdivenle çıkılan teras, tapınağın altını çevreleyen tomozlu bir “Kripto Portik”’in üzerini kaplar, bu kripto portiğin uçları Domition Meydanı’na açılır. Bunlardan doğuda olanında günümüzde Efes kazılarında çıkartılan muhtelif yazıtlar “ Yazılı Belgeler Galerisi” adı altında teşhire açıktır.


Memmius Anıtı


Meydanın kuzey kenarında, kaidesi kireç taşından, üst tarafı mermerden, Rustika tarzında M.S.1.yy.da inşa edilmiş Memmius Anıtı bulunmaktadır.


Geç Hellenistik Döneminde Diktatör Sulla’nın torunlarından biri olan Gaius Memmius adına dikilmiştir. Yapı, zamanında cepheleri birbirine kemerlerle bağlı yarım daire şeklinde nişler ve bunun üzerinde çepeçevre figürlü kabartma bloklardan oluşuyordu. 


Bu kabartmalardan çoğu günümüzde kayıptır. Görülen asker giysili figürler, diktatör Sulla, oğlu Gaius ve torunu Memmius’a aittir.


Küretler Caddesi


Celsus Kitaplığı önünde başlayan cadde, Panayır ve Bülbül Dağları’nın kesiştiği yerde güney doğu yönünde Devlet Agorası’na yönelir ve Herakles Kapısı ile son bulur.


Kentin önemli yapılarının sıralandığı beyaz mermer plakalarla  yolun her iki dekoratif mozaik tabanlı sütunlarla galerilere açılır. Sütun aralarını kaideleri hala yerinde duran önemli kişilere ait bir çok heykel süslemekteydi. Yüzyıllar boyunca depremlerden fazlasıyla etkilenmiş olan bu cadde (M.S. 17-368) M.S. 4.yy.da bir onarım görmüştür. Farklı tarzlarda yapı elemanlarının bir arada görülmesinin nedeni, bu onarım sırasında başka yerlerden alınan karışık mimari parçaların sonradan buraya getirilmesindendir.


Heykellerden günümüze bazı birkaç tanesi ulaşabilmiştir. Şu an Herakles Kapısı yakınlarındaki başsız heykelin Hekim Alexandros’a ait olduğu kaidesindeki yazıttan anlıyoruz. Ayrıca Efes Müzesi’nde halen sergilenen Konsül Stephanos heykeli de bu caddede duruyordu. Caddeye Küretler Caddesi adının verilmesinin nedeni: Zeus’tan hamile kalan Leto, bugün Efes’in güney batısındaki Ortygia’da Artemis’i doğururken, Zeus, yakınlıkları ile bilinen ve yarı tanrı sayılan Küretler, bağırıp gürültü çıkararak, Hera’nın bebek ağlamalarını duymalarını engellemişler ve Artemis kurtulmasını sağlamışlardı. Bu yüzden “Küretler” rahip saygı gösterildi. Onların esas görevi her yıl Artemis’in doğuşunu, Orygia’da dramatik bir törenle kutlama olarak kalmıştır. Artemis Tapınağı’nda başka Prytaneion’da da yer almışlar ve “Hestia’nın kutsal ateşinin” Prytaneon sütunları ve mimari parçaları üzerindeki Küret listesinden anlıyoruz.


Traianus Çeşmesi


Yapının M.S.102-114 yıllaında inşa edilerek İmparator Traianus’a adanmış olduğunu çeşmenin yanındaki büyük korniş üzerindeki yazıttan anlıyoruz. Havuzun ortasında eskiden Trianus’un büyük boy bir heykeli bulunan çeşme sütunlardan oluşan iki katlı ve köşeli “U” biçiminde idi.


Sular büyük havuza heykelin altındaki kanaldan dökülüyordu. Heykelin iki ayağına ait parçalarla bir küre tasviri buna bağlı kaidesi şu anda orijinal yerinde duruyor. Çok daha büyük bir yapı olmasına karşın bu çeşme kesin yüksekliği bilinmediğinden kalan parçalarla daha kısaltılarak restore edilmiş ve yerine konmuştur. 


Skolastikia Hamamı


Efes’teki benzer yapıların en büyüğü olan Skolastikia Hamamı, Küretler Caddesinde Trianus Çeşmesi’nin yanındadır. M.S.1.yy. ile 2.yy. arasında inşa edilmiş ve M.S 400 yıllarında Christian Skolastikia tarafından tamamen onarılarak geliştirilmiştir. Zemin katı ile birlikte üç katlı olarak yapılmasına karşın 2 kat yıkılmıştır. Bir tanesi küretler Caddesi’nde diğeri ise caddeye dik olarak açılan ve büyük tiyatroya ulaşan yol üzerinde olmak üzere iki girişi vardır. Kendisine göre adet ve usulleri olan herkesin sıkça ziyaret ettiği hamamlara Roma döneminde yöneticiler ve zenginler çoğunlukla öğleden sonraları köleleri ile birlikte gider ve uzun süre hamamda kalırlarda. İlk girişte sütunlu ve apsidal planlı apoditerium’da soyunulur, daha sonra apoditerium’un kuzey tarafındaki kapıdan duvarlarından ve tabanından sıcak hava geçen tepidarium’da terlenirdi. Tepidarium’un doğu duvarı dibinde küçük bir parça olarak görülen mozaik, hamamın orijinal kaplamasının bir parçasıdır. Chiritian Skolastikia’nın yaptırdığı onarımlar sırasında tabana mermer kaplanmıştır. Tepidarium’dan küçük ve dar bir kapı ile caldarium denen sıcak bölüme geçilirdi. Bu bölüm orijinal yüksekliğine kadar korunmuştur. Bu bölümde köleler efendilerine masaj yaparak yıkarlardı. Yıkanma bittikten sonra Tepidarium’da güncel konular konuşulur felsefe politik tartırşmalar yapılırdı. Hamamdan ayrılmadan önce apoditarium’un batısında, ortada elips planlı, soğuk su dolu frigidarium’da yüzülerek vücüda direnç kazandırılırdı.


Hadrianus Tapınağı


Küretler Caddesinin küçük fakat ven gösterişli yapılarından biri olan tapınak, zarif bir giriş bölümü (pronaus) ve evvelden cella’sında İmparator Hadrianus’a ait bir heykel bulunan ve sade, ufak bir esas oda (naos)dan meydana gelmiştir. Arşit ravındaki yazıttan tapınağın İmparator Hadrianus’a adandığı anlaşılmaktadır. Tapınağın cephesi, “Korinth” başlıklı dört sütunun taşıdığı ortası kemerli, yanları düz bir üçgen alınlığına sahiptir. Kemerin en üst orta noktasındaki kilit taşında kent tanrıçası “Tyche” büstü bulunmaktadır. Esas tapınak mahalinin kapısı klasik motiflerle çevrelenmiştir. Kapının üzerindeki yarım yuvarlak alınlıkta akantlar ve çiçekler içerisinde yarı çıplak bir Medusa figürü bulunmaktadır. 4. yy.daki ilk restorasyonunda kapı üst lenthos’unun iki yanında, Efes’in efsanevi kuruluşu ile ilgili başka bir yapıdan alınmış bir Fritz ile ikinci bir Fritz grubu daha vardır. Birinci grupta amazonlar ve Dinoyssos alayı sahnelerinden oluşan bir kabartma ve ikinci grupta ise değişik olarak “Tanrıça Athena, Selene, Apollon, Herakles, İmparator Theodoisus, karısı ve oğl, Efes Artemis’i” tasfir edilmiştir. Asılları Efes Müzesi’nde sergilenmiştir.


Yamaç Evler


Hadrianus Tapınağı karşısındaki yamaçta bulunan evlere Yamaç Evler ya da kentin merkezinde bulunmaları nedeniyle zengin ve seçkin kişilerin oturduğu düşünülerek zengin evleri adı verilmiştir. 


Küretler Caddesi’ne dik olarak inen merdivenli dar bir sokak cadde ile evlerin bağlantısını sağlar. Her evin terastan sokağa açılan bir kapısı vardır. Hepsi peri stilli (ortada küçük avlulu) olup, oda ve salonlar bunun etrafına dizilmiştir. Üzeri açık olan perystil’den evin aydınlatması sağlanır. Diğer yerlerde pencere bulunmadığından ve perystil yeterli olmadığından içteki odalar loş ve karanlıktır. Evlerin içerisinde, Kent sistemine bağlı sarnıç ve kuyu bulunduğundan taşıma suya gerek yoktur. Bunun için bir tanesi mutlaka perystilde olmak üzere bazılarınaiki taneçeşme yapılmıştır. Bazı evlerin duvar ve tabanlarında bulunan künk borular ısıtma sistemi ile ilgilidir. Kent hamamları tekniği ile çalışan evdeki küçük hamamdan sağlanan sıcak hava künk borular aracılığı ile istenilen yerlere aktarılabiliyordu. Tuvaletler birkaç kişinin aynı anda kullanabileceği genişliktedir. Tuvaletin önünde bir de lavabosu vardır. Yamaç evlerin en önemli özelliği fresklerdir. Duvarlar hiç boş bırakılmamasına, çok renkli çiçek, balık, kuş, eros, esin perileri, mitolojik hikaye, mask ve tiyatro sahnelerini gösteren figürlerle dekore edilmiştir. Evlerden iki tanesinin onarımları tamamlanmıştır. Birinci ev yamaç evlerin tümü hakkında bilgi verecek bir şekilde onarılmıştır. İki katlıdır. İkinci kat tamamen yıkılmış durumdadır. 900 metrekarelik bir alana oturmuş bulunan evin, değişik amaçlarla kullanılan toplam 12 odası vardır. Çeşmenin arkasındaki A 10-11 mekanlarının tabanı mermer, duvarları fresklidir.


A1 perystilin doğusundaki duvarlar 4 metre yüksekliğinde olup oldukça iyi korunmuştur. Buradaki freskler M.S. 2.yy.a tarihlenmektedir. Bu fresklerdeki tiyatro sahnelerinde; sağ tarafta Menander’in Sikyonioi oyunundan, solda ise Euripides’in, Orestes ve İphegenia oyunlarından birer sahne vardır.


Tiyatro odasının küzey ve güney duvarlarında normal boyda çıplak ve yarı giyimli kadın ve erkek figürleri işlenmiştir.


Bunların kim olduklarını anlamak güçtür. Kuzey duvarında üstte Herakles – Akhileos dövüşü gösterilmiştir.


İki Perystilli olan ev, diğerine göre daha büyüktür. Korint başlıklı, ince 6 sütunu vardır. Tam ortasında mermerden orijinal kapağı ile sarnıcı, güney kenarında da iki musluklu çeşmesi yer almıştır.


5. yy.da evin onarımı sırasında yapılan mozaikteki figürlerden orta daire içinde bulunan Ariadne ve Dionysos’tur. Etrafında ise beyaz renkli kuşak vardır. Sağanlıkta pano içinde bulunan çok renkli renkli mozaikte Poseidon ve Nereid işlenmiştir.


Bu holün batı köşesinde bulunan merdivenle ikinci kata çıkış sağlanmaktadır. Evin duvarlarında görülen fresklerden M.S. 1.yy.da yapıldıkları ancak fresklerin büyük bir çoğunluğu M.S.4.yy.daki onarımlarda yapılmıştır.


Aşk Evi


Skolastkia hamamları ile aynı kompleksin bir bölümünü oluşturan bu yapı, Hadrianus Tapınağı ve Bizans Stoası’nın arkasındadır ve Yamaç Evleri’ni andıran iki katlı perystilli olarak inşa edilmiştir. 7.yy.a kadar çeşitli evrelerde kullanıldığı üzerindeki  muhtelif restorasyon çalışmalarından anlaşılmaktadır.  Bu aşk evi büyüklüğü ve özeni ile dikkati çeker. Yıkılmış olan ikinci katın çalışan kızlara ait olduğu, giriş katındaki salonların da konuklara ait olduğu varsayılmaktadır.


Mozaiklerle döşeli esas salon, oturma ve yemek odası olarak kullanılırdı. Mozaik kaplı zeminler iyi durumda korunmuşlarıdr. Dört mevsimi sembolize eden mozaiklerden ikisi iyi durumdadır.


Bu odanın hemen yanında, batı tarafında, tabanı mozaikli bir havuzu olan eve ait küçük bir hamam vardır. Havuz tabanındaki mozaikte ortada içki içen üç kadın, bir hizmetçi, yemek kırıntıları yiyen bir fare ve kedi figürü görülmektedir. Küretler Caddesi tarafından girildiğinde günümüzde içinde hala su bulunan bir kuyu görülmektedir.


Celsus Kütüphanesi (Kitaplığı)


Küretler Caddesi ve Mermer Cadde’nin birleştiği yerde Efes’in en önemli anıtsal yapılarından biridir. İmparator Hadrianus Döneminin özelliklerini yansıtan bu yapının inşası M.S. 105-107 yıllarında Efes’in Asia eyaleti prokünsülün Julius Celsus Polemeanus’un 70 yaşında ölmesi üzerine oğlu Tiberius Iulius Aquila tarafından başlatılmış, fakat yapının tamamlanmasından önce ölmesinden dolayı varisleri tarafından bitirilmiştir. İnşaatın 117 yılında bitirildiği sanılır. Mezar odası kitaplığın içindeki Apsidal duvarın altındadır. Buraya kitaplığın kuzey duvarı arkasından dolaşan dar bir yolla ulaşım sağlanabiliyordu. Celsus lahti iyi cins mermerden yapılmıştır. Üzeri, Eros girland ve rozetlerle süslüdür. 1904 yılı kazılarında mezar odası bulunup lahit açıldığı zaman, iskeletin kurşun bir muhafaza içinde bulunduğu görülmüştür.


Cephesi iki katlı olmasına karşın iç mekanı büyük tek bir salondan ibarettir. İki katlı niş sırasından oluşturulmuş iç duvarlarda, kitap ve yazıtlara balkon şeklinde çepeçevre dolaşan iki galeri ile ulaşılıyordu. Ortadaki tek ve bütün apsitte, bilimin koruyucusu tanrıça Athena’nın büyük bir heykelinin durduğu, bir başka varsayıma göre de, şu anda İstanbul Arkeoloji müzelerinde sergilenen ve Celsus  ya da oğluna ait olduğu sanılan heykelin bulunduğu düşünülmektedir. 


M.S.262 yıllarındaki Goth saldırıları sırasında iç mekan yanmış, yapının sadece Fasadı ayakta kalabilmiştir. Ancak M.S.4.yy.da kentteki büyük yenileme hareketi sırasında cephe mimarisi onarılarak bir çeşme yapısı gibi kullanılmıştır.1907 yılı kazılarında yıkık bir halde bulunan kitaplık, ilk olarak 1970 yılında Arkeolog W.M. Strooka ve Yük.Mimar F.Hueber tarafından restore edilmeye başlanmıştır. 1978’de ise ön cephe Avusturya Arkeoloji Enstitüsü tarafından tamamen ayağa kaldırılmıştır. Yapı ve çevre restorasyonu günümüzde de hala devam etmektedir.Dokuz basamakla çıkılan bir podyum üzerindeki cephenin birinci katında ikili dört grup sütun ve aralarında, ortadaki daha yüksek, 3 adet giriş kapısı, kapılar arasındaki nişler içinde de 4 adet kadın heykeli vardır.Bugün asılları Avusturya’da bulunan ve Celsus’un meziyetlerini simgeleyen bu heykeller sırasıyla Sophia (Bilgelik), Episteme (İlim), Ennoia (Düşünce) ve Arete (erdem)dir. Cephenin ikinci katında bulunan sütunlar, y,ne korint başlıklı, fakat daha küçüktürler. Bunlar sıra ile yarım yuvarlak ve üçgen alınlıkları taşırlar.Sürunların arkasına, kapıların üzerine gelecek şekilde üç pencereye konulmuştur. Çok zengin bir mimari süslemeye sahip olan cephede perspektif bir anıtsallık izlenimi verilmiştir.


Mazeus Mithridates Kapısı


Celsus Kitaplığının hemen bitişiğindeki Greko-Romen stilinde, Zafer Tak’ı biçiminde bir kapı görünür. M.Ö. 4 veya 3 yılında yapıldığı sanılan bu kapı Agora’nın güneydoğu kapısıdır. Kapının adak yazıtı iki yan geçidin üzerindeki atik duvarlar üzerindedir.


Zamanında altın yaldızlı bronz harflerle Latince ve eski Yunanca olarak asılmış, fakat günümüzde yalnızca yuvaları kalmış olan bu yazıttan İmparator Augustus, Karısı Livia, Iulia ve ölmüş olan damadı Agrippa anısına ve halka ithafen Agustus’un özgür bıraktığı iki kölesi Mazeus ve Mithridates tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Mazeus ve Mithridates Kapısı’ndan ticaret agorasına geçilirdi.


Büyük Tiyatro (Antik Tiyatro)


İlk kez Helenistik dönemde (Lysimachos M.Ö.3.yy.) inşa edilmiş olan Antik Tiyatro, zamanla bir takım değişikliklere uğrayarak Roma Dönemine ulaşmış, İmparator Cladius zamanında (M.S.41-54) genişletilmiş ve İmparator Trianus zamanında (M.S.98-117) son şekline ulaşmıştır. Efes’in en görkemli yapılarından biri olan tiyatro, 24.000 kişilik oditoryum’u ile şehrin sosyal ve kültürel yaşantısında etkin bir rol oynamıştır. En gösterişli bölümü sahne yapısıdır. Günümüze yalnızca zemin katının sağlam olarak gelebildiği sahne, yüksekliği 18 metreyi bulan, sütunlu üç katlı ,niş, heykel ve kabartmalarla süslü, zengin ve anıtsal bir görünümdeydi. Zemin katta Kuzey-Güney yönünde, yan yana sıralanmış 8 oda bulunan koridorun ortasından, bir kapı ile orkestraya girilirdi. Klasik dönemde tiyatrolar direk orkestra bölümünde oynanırdı. Helenistik dönemle birlikte Orkestranın aktöreler için sahneler yapılmaya başlandı. İlk sahnesi 3 metre genişliğinde ise de Claudius zamanında 6 metre genişliğe ulaştırılmışi orkestranın iki yanındaki paradosların (yan geçişler) üstü kapatılarak tünel şekline sokulmuştu. Bunlardan kuzeydeki (tiyatroyu karşınıza aldığında soldaki) günüme sağlam olarak gelebilmişti.


İmparator Claudius döneminde başlanan çalışmalar 70 yıl kadar sürmüştü. Sahne yapısından Proskene’ye 5 ayrı kapıdan çıkılabiliyordu. Ortadaki diğerlerinden daha büyük olan ana kapı üzerindeki nişte imparatora ait heykel dururdu. Ayrıca orkestranın tam ortasında Dyonisos’a adak sunmak için bir atlar, orkestra çevresinde de saygın kişilere ait özel koltuklar bulunuyordu. Kurşundan para şeklinde döktürülmüş biletlerini alan seyirciler, tiyatronun oturma yerlerine iki diazoma ve bunları kesen orkestraya doğru 12 merdivenle ulaşıyorlardı. Hatırlı kişilerin yerleri isimleri oturma sıralarına yazılarak belirtiliyor, sıcak havalarda ise tiyatronun bir bölümü tente ile kapatılıyordu. 


Maske kullanılarak çeşitli kılıklarda rol alan oyuncuların tümü erkeklerden oluşuyordu. Paradoslardan sıra halinde giren koro, yerlerini alır, Dionysos’a sunulan adaktans sonra oyun başlardı.


Oyunlar dışında tiyatro, gladyatör ve hayvan dövüşlerinin ilgi gördüğü 3-4.yy.larda arena olarak da kullanılmıştır. Ayrıca bir seferinde St.Paulus’un katıldığı “Demos” adı verilen tüm Efes’lilerden oluşan halk meclisine de ev sahipliği yapmıştı.


Liman Caddesi (Arcadian) ve Çevresi


Tiyatronun önünde Mermer Cadde’ye dik olarak birleşen, bir ucu eski limana kadar ulaşan, Geç Helenistik dönemden kalma, mermer kaplamalı bir cadde vardır. Bu cadde Liman Caddesidir (Arcadian). Bulunan bir yazıta göre “Arcadius” (M.S.395-408) tarafından inşa ettirilerek onarılmış ve adını ondan almıştır. Cadde 11 m genişliğinde ve yaklaşık 600 m uzunluğundadır. Zamanında her iki yanında sıra dükkanlar ve önlerinde tabanı mozaik döşeli kolonadlı kaldırımlar bulunan cadde, yine geç Helenistik dönemden kalma “Liman Kapısı” denilen anıtsal bir kapıyla (Propylon) son buluyor ve Liman’a ulaşıyordu. Caddenin kuzey kıyısında  Efes’in en büyük mimari kompleksi olan Tiyatro Gymnasium’u, Verulanus Spor Alanı ve Liman hamamları bulunuyordu. Bugüne kadar çok az bölümünün kazılmasına karşın ayakta kalmış kalıntıları ile bu yapılaşma çok etkileyicidir. Hamamlar M.S.2.yy.da yapılmış ve II.Konstantinos zamanına kadar onarımlar görmüştür. 


Caddenin ortalarında, Korint başlıklı ve kaidelerinde nişli süslemeler olan 4 adet anıtsal sütun bugün de ayaktadır. Efes’in son parlak dönemlerine tarihlenen bu sütunların üzerlerinde muhtemelen dört İncil Yazarı’na ait heykeller bulunmaktaydı. Deniz aşırı ülkelerden gelenler Efes’e bu caddeden girerler. Anadolu içlerinden gelen Kral Yolu da burada son bulur.


Efes’in işlek bir liman kenarında kurulmuş olması gelişimindeki en büyük etkendir. Kaistros (K.Menderes) Nehrinin günden güne yığdığı alüvyonlardan oluşan geniş bataklık Efes’in işlek limanıydı. Yüzyıllar boyunca çeşitli önlemler alınmışsa da Menderes Nehri’ne engel olunamamış, Efes’in sosyal ve kültürel hayatı da Liman’ın kullanılmaz bir hale gelmesiyle kentteki yaşam da sona ermiştir.


Sevgiyle kalın, Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarın!... 


Yavuz Alper Kara


*** Değerli Seferalem Dostları; Seferalem'in interaktif dünyasında gezinmek için sağ üst köşede bulunan "SEFERALEM-->İnteraktif" menüsü yardımıyla sitemize giriş yapabilirsiniz. 
 
 
*** Unutmayın; sitemize herhangi bir form doldurmadan FACEBOOK HESABINIZLA da giriş yapabilirsiniz. 
 

*** Değerli Dostlar, yayınlanmasını istediğiniz gezi, spor, gurme, hobi, kültür&sanat vb. aktivitelerinize ilişkin yazılarınızı fotoğraflarınızla birlikte lütfen Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine gönderin, yayınlayalım. Teşekkürler...
 
Okunma 1838 defa Son Düzenlenme Cuma, 29 Haziran 2012 23:54

1 yorum

  • Yorum Linki ramazan Carsamba, 20 Haziran 2012 14:35 yazan ramazan

    Çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Bu kadar çok resim konulması ayrıca güzel. Elinize sağlık. Efes e ben de iki kez gittim gitmeyenin mutlaka görmesi gereken bir yer.

    Raporla

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.