DUNYA MIRASI PAMUKKALE

Yazan  Sali, 29 May 2012 20:39
Öğeyi Oyla
(4 oy)

Cumartesi sabahı İzmir’den otobüsle Denizli’ye geçtim. Yolun tam üç saat sürmesine karşın şoförün otobüsü biraz hızlı kullandığını Denizli’deki arkadaşım söyledi. Yol normalde 3,5 saat sürüyormuş ki dönüşte de aynen bu oldu.


Saat 2'de arkadaşım beni garajdan aldı ve önce Denizli merkez turu yaptıktan sonra Çamlık yolu üzerinde bulunan ve benim de çok hoşuma giden Fijito Cafe’ye gittik.


Denizli'nin merkezi, standart bir küçük il merkezi konumunda. Merkez, arabayla gezmeyenler için daha güzel, çünkü yol araba trafiğine kapalı. Fakat şehre arabayla geldiyseniz ve de merkeze gidecekseniz, bilin ki sizi pek de küçük olmayan bir park sorunu bekliyor.


Kafede pasta yiyip kahve ve çay keyfi yaparak yol yorgunluğunu üzerimden attıktan sonra arkadaşımın annesinin yapmış olduğu yemekleri yemek üzere eve gittik. Yemeğin ve sohbetin ardından biraz bebek mıncıklayıp eğlenmek için evden ayrıldık ve "Marla"nın yolunu tuttuk. Marla, Pamukkale Tenis Klubü ile yan yana ve çevresi boş olduğu için ne erken ses kısma sorunları var ne de park.


Mekan oldukça eğlenceli. Canlı müzik neredeyse hiç durmadı. Sanatçı hiç mola vermeksizin tam dört saat bizi coşturdu. Ortam oldukça kalabalık. Mekan saat 12'de açılıyor olmasına karşın açılışla beraber orada yerinizi almanızda yarar var, yoksa yer bulamazsınız.


Mekanın tek dezavantajı ise biraz pahalı olması. 4 arkadaş 8 votka redbull ve 13 biraya 320 TL para ödemek zorunda kaldık. Buradan çıkarılacak ders ise hangi bara giderseniz gidin gaza gelmeyin ve bira için :D


4 civarı Marla’dan ayrılarak eve döndük ve döner dönmez (belki de yolda tam emin değilim) uykuya daldık.


Ertesi gün arkadaşımın işi olduğu için erken kalkıp yola koyulduk. Önce kahvaltımızı yaptık, biraz oyalandıktan sonra da Pamukkale’nin yolunu tuttuk.


Pamukkale hakkında ilk bilmeniz gereken şu; yoksa bile, mutlaka girişte Müze Kart satın alın. Giriş ücreti 15 TL, yukarıda da müze için 5 TL vereceksiniz. Etti mi 20 TL? Müze Kart da zaten 30 TL. Hesap ortada.


Müze Kartlarımızı görevliye gösterdikten sonra biraz yürüdük ve ayakkabılarımızı çıkarıp elimize aldık. Pamukkale’nin en önemli özelliği bu. Eğer ayakkabı veya terlikle girildiği takdirde o bembeyaz taşlar çok kısa bir sürede simsiyah oluyor. Dolayısıyla yanınızda naylon poşet bulundurmanızda yarar var.


Ben bu durumu orada öğrendiğim için yanıma poşet almamıştım. Elimdeki cep telefonu ve kitap gibi yükleri arkadaşın çantasına atıp ayakkabıları bağcıklarından bağlayarak sırtıma attım. Fotoğraf çekebilmemin tek yolu buydu. Bu konuda birkaç önerim olacak Pamukkale’ye gelecek arkadaşlar için: İki tane naylon poşet (ayakkabılarınız için), naylon poşetin içine koymak için üç-dört tane kilitli buzdolabı poşeti alın yanınıza, gezi süresince mutlaka şort giyin ki yürürken paçalarınız ıslanmasın.


Kaygan olacağını sanmama karşın yolun hiç kaymaması ve suyun sürekli ayaklarımın üzerinden akması çok hoşuma gitti. Su beklediğim kadar soğuk değildi,, hatta zaman zaman sıcak bile olduğunu söyleyebilirim ki tarihler henüz 27 Mayıs’ı gösteriyordu. Pamukkale gezisi için bence ideal zamanlar Mayıs ortasından Haziran sonuna kadar olan dönem. Öncesinde üşür, sonrasında yanarsınız. Hemen her noktanın resmini çekerek ilerlerken artmaya başlayan kalabalığa dikkat etmek zaman zaman sorun oldu. 


Travertenlerin içine girdikçe dizlerime kadar gelen ılık su ve ayak tabanlarımda hissettiğim yumuşacık zeminden ayrılıp yola devam etmek gerçekten hiç de kolay değildi. Pamukkale’nin o bembeyaaz güzelliğini gelecek nesillere de saklamak için bazı yerleri geziye kapatılmış durumda. Bu durum, göz zevki açısından hiçbir sorun oluşturmamakla birlikte “şuralara da gitseydik” dedirtiyor. Tepeye doğru yaklaştıkça zemin biraz daha sertleşiyor ve zaman zaman ayakları acıtıyor bilginiz olsun. Bazı travertenlerin içleri küçük çakıl taşları ile dolu olduğu için sakın ha birden basmayın yere, yoksa gerçekten canınız fena yanabilir. Aman dikkat!


Tepeye ulaştıktan sonra yeniden ayakkabılarımızı giyip müzeye yöneldik ve müze kartımızı göstererek içeriye girdik. Üç ayrı oda şeklinde olan müze gerçekten çok güzel. Kalabalığın az olması bol resim çekmemde bana oldukça yardımcı oldu. Lahitlerin kusursuz ve neredeyse bütünlüğünü yitirmemiş güzelliği, heykeller ve efsaneler göz kamaştırıcı.


Müzeden ayrıldıktan sonra yönümüzü Antik Havuza çevirdik. İnsanların güler yüzlerini izlemek ve neşeli kahkahalarını dinlemek inanılmaz enerji veriyor. Antik havuzda yüzmek kalabalık nedeniyle şimdiden olanaksız sayılır ama içine girip yarım saat oturmak her türlü yorgunluğunuzu bıçak gibi siliyor. Birer kola içtikten sonra fazla zamanımız olmadığı için Hierapolis’e geçtik. Tiyatronun büyüleyici bir güzelliği var. Onarım çalışmalarının devam etmesi sevindirici. Her geçen gün daha iyiye gidiyor. Her karışını gezdikten sonra hediyelik eşyalar için yeniden antik havuzun olduğu bölüme geldik ve bir iki şey satın aldıktan sonra inişe geçtik. 


Ayakkabılarımızı ellerimize alıp (ben yine boynuma astım), bu güzelliğin tadına vara vara ağır ağır indik aşağıya. Yolun hemen başında bulunan ve oldukça kibar ve ilgili olan lokanta sahiplerini geri çevirerek az daha aşağıda ve inerken solda yer alan köy kahvaltısı sunan bir yere geçtik. Burada aynı zamanda bazlama eşliğinde saç kavurma da sunuluyor. Saç kavurma, salata, ayran ve kavurmaya 45 TL vermiş olmamıza karşın etin biraz sert ve yemeğin de tuzlu olması hoşuma gitmeyen konular arasındaydı.


Yemeğimizi yedikten sonra geç bile kaldığım otobüse yetişmek için arabaya atladık ve soluğu otogarda aldık. Bu müthiş yerde biraz daha zaman geçirmeyi dileyerek Denizli’den ayrıldım.


NOT
: Üye girişi yaptıktan sonra, Forum bölümünde efsaneler hakkında ayrıntılı bilgiler bulabilir, diğer resimlere göz atabilirsiniz.


Ulaşım :

İzmir’den 3,5 saat ve 23 TL (Pamukkale Turizm)


Yemek :

Bizim yemek yediğimiz yer oldukça güzeldi, bununla birlikte saç kavurma yerine köfteyi öneririm. Fiyatlar elbette turistik irtifada.

Saç kavurma+Salata+Kola+Ayran : 45 TL

Antik Havuz’da da atıştırmalık tarzında bir çok seçenek var. Fiyatları:

Tavuk Döner : 7 TL

Hamburger : 7 TL

Köfte Ekmek : 8 TL

Tost : 4 TL

Kola, Fanta : 6 TL

Su : 1.5 TL

Çay : 2 TL

Nescafe : 5 TL


Yapmadan Dönmeyin :

Travertenlerin birisinde on dakika uzanmadan,

Antik Havuzda yarım saat dinlenmeden,

Müzelere girmeden,

Tiyatroya çıkmadan,

Hierapolis'i gezmeden,

Buzdolabı süsü (magnet) almadan ;-) dönmeyin.


Yanınıza Almanız Gerekenler :

Ayakkabı, terlik veya sandalet için; kişi başı iki adet naylon poşet,

Cüzdan, cep telefonu, fotoğraf makinesi için; kilitli buzdolabı poşetleri,

Şort,

Tişört,

Fotoğraf Makinesi,

Müze Kart.

 
Sevgiyle kalın; SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın...

 
Okunma 771 defa Son Düzenlenme Persembe, 21 Haziran 2012 14:51

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.