MANYAS GOLU KUS CENNETI MILLI PARKINA YOLCULUK...

Yazan  Cumartesi, 19 May 2012 02:54
Öğeyi Oyla
(4 oy)

Yakıcı olmayan bir güneş, hafif bir esinti ve güzel bir gün. Evet yanlış duymadınız, bunların hepsi en sevdiğim gün olan Cumartesi'de bir arada!...

Güzel, temiz bir hava ve yüzümü adeta okşayan bir esinti. Herkesin yaptığı gibi, eve kapanmaktansa dışarı çıkıp vücuduma "reset atma" ihtiyacı duymuştum. Ne yapayım diye düşünürken 4 yıldır Erdek’te yaşayıp da nereleri gezmediğimi düşündüm. Sonra üzücü bir olay ama aklıma “evet, ben burayı gezdim” diyebileceğim bir yer gelmedi. Kendime acımam sona erdiğinde diğer bisikletçi arkadaşımı arayarak "Kuş Cenneti" gezisi planlayalım dedik. "Okey"i alınca başladım evde hazırlıklara. Hemen hızlı bir şekilde bisikleti kontrole başladım.

İzin verirseniz, nacizhane bir bisikletçi olarak, burada dikkat edilmesi gerekli konuları kısaca size sırasıyla anlatayım;


1. Öncelikle bisikletinizin mümkün olduğunca temiz olması lazım (parlamasına gerek yok!). Dişli grupları ve vites tertibatındaki çamur ve eski yağ artıklarını olabildiğince temizleyin (benim favorim; ıslak mendil, kullan at prensibi :D). 

 

2. Temizlik bittikten sonra vites geçişlerini kontrol etmek gerekir. Herhangi bir takılma ya da ayarsızlık var mı kontrol edin. Varsa eğer, ufak bir ayar yapmanızı tavsiye ederim. Eğer ayar yapmayı bilmiyorsanız, sorununuz büyük değil ise gezi sonrası ilk işiniz öğrenmek olsun, bilmekte fayda var.  İleride kaleme alıcağımız yazılarımızda, sosyal bisiklet topluklarımızda ve mevcut forumlarımızda bisiklet konularında neler yapılması gerektiğini mümkün olduğunca detaylı bir şekilde bulabilirsiniz.

 

3. Gelelim fren mekanizmasına, eğer v-fren ya da eski tip fren kullanıyorsanız pabuçlarınızı ve fren tellerini kontrol edin, yıpranma varsa değiştirin. Değiştirmenizi tavsiye ederim, çünkü yolda başınıza bela açacağına evde uğraşın, emin olun çektiğiniz zahmete değer. Eğer ki disk fren tertibatınız varsa sadece kampanayı ve mineral yağınızı kontrol etmeniz yeterli, fazla bakıma ihtiyaç duymazlar genel itibariyle. Kontrol etmeniz gereken, fren kolunda ve disk fren kısmında yağ kaçağının olup olmadığı.

 

4. Frenler ve vitesler bittikten sonra tekerlekleri kontrol edin, rahat bir şekilde dönmeleri ve bir yerde sürtünme yapıp hızınızı kesmemesi gerekmektedir. Lastik havalarını kontrol ettiğinizde  lastik havalarının min. 2.1 bar ve maks. 4 bar (benimki dağ bisikleti, bu basınçlar yol bisikleti veya diğer lastik tiplerine göre değişiklik gösterir, siz emin olmak için lastik üzerinde yazan değerleri uygulayın) olması gerekmektedir. Benim tercihim 3.7 bardır. Sert zeminlerde çarpma esnasında pay bırakmak gerekiyor, yoksa geziniz bir anda patlamış bir lastik ve kucağınızda bisiklet ile otostop çeker halde (eğer ki yedek lastiğiniz yoksa!!) bir kabusa döner. Lastiklerinizin dış kısımlarını kontrol edin, bunu kesinlikle tavsiye ediyorum, tam olarak iç lastiğe kadar ulaşamamış olan diken, cam ve favorim olan kemik parçası vb. varsa eğer derhal çıkarın ve lastik havasını 10 dk. süre ile kontrol edin. Lastik havasında düşüş var ise derhal ameliyat masasını hazırlayıp iç lastiği yamayın, yaklaşık 10 dk. sürer korkmayın.

 

5. Tamam ise bisikletiniz hazır demektir ama bu "evet geziye çıkabiliriz, hazırız" demek değildir…

 

Gelelim yolculuk için alacağınız sırt çantasını hazırlamaya, yanınıza kesinlikle almanızı tavsiye ettiğim malzemeler kısaca ;

 

1. 1 adet iç lastik

2. Yama kiti (yamalar, zımpara, lastik açma işlemi için 2 adet plastik levye (metal levyeler lastiğe ve iç lastiğe zarar verme durumu olduğundan dolayı tavsiye etmem)

3. Akort anahtarı (grupta bir kişide olması yeterli)

4. Birkaç adet kürdan ya da mangal için kullanılan şişler (mangal partisi yok tabi, sığarsa çantaya neden olmasın :D)

5. Zincir sökme aparatı (grupta bir kişide olması yeterli)

6. İsviçre çakısı, Leatherman ya da Gerber çakısı (penseli olan olursa faydalı olur)

7. 1 çift lateks eldiven (gezinizde yağlı ellerle kalmak istemezseniz :D)

8. Pompa (grupta bir kişide olması yeterli)

9. Gıda takviyesi için 2 adet enerji barı ve eksradan su

10. Rüzgarlık ve yağmurluk

11. Buff ya da benzeri koruyucu maske

 

Tabiî ki evden çıkmadan önce muhakkak bir arkadaşınıza ya da yakınınıza nereye gittiğinizi haber verin ve telefonunuzu yanınıza alın. Son bir tavsiye olarak da açıkta kalan bölgeler için en az 15 faktörlük güneş kremi sürün ki daha sonrası için amele yanığı diye tabir ettiğimiz zebra çizgileriniz olmasın!! 

 

Tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra evden dışarıya gönül rahatlığıyla çıkabilirsiniz.

 

Arkadaşım Erkan ile buluştuktan sonra (akıllı telefonu olanlar için) mapmyride uygulamasını çalıştırarak gezimize başlıyoruz. Erdek merkezden başlayan yolculuğumuz Bandırma çıkışına gelen kadar yaklaşık olarak 1 saat 10 dk. sürüyor ve kilometremiz ise yaklaşık olarak 22 kilometreyi gösteriyor. Ayrıntılara gelir isek;

 

Erdek merkezden Migros önüne kadar düzlük bir yol ve ardından öldüren kısa bir yokuş, yaklaşık olarak %5 eğim ile başlayıp tam tepede kademeli olarak %9 eğime kadar çıkıyor ama gözünüz korkmasın; mesafe olarak sadece 500 metre kadar. Sonrasında "her çıkışın bir inişi olacaktır" kaidesiyle güzel bir asfaltta yokuş aşağı adeta uçuyorsunuz. Yol ayrımına geldiğinizde tavsiyem kamplar yolundan gitmenizdir. Yolu biraz bozuk ve dardır ama Edincik yol ayrımına kadar düz bir yolda, yeşillikler arasından manzaranın keyfini çıkararak gidersiniz. Ama uyarmadı demeyin, köpek fobisi olanlar için elde pompa her an tetikte olmanızı tavsiye ederim. Isırmayacaklarını garanti edebilirim ama biraz "Yusuf" arkadaşımız tedbiri elden bırakmasınlar. En güzeli de fino tarzı köpeklerin size kafa tutması. Komik olabiliyorlar ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim durup da seyretmeye kalkmayın muhakkak arkasından ağır toplar geliyordur o yüzden pedallara kuvvet derim :D

 

Edincik ayrımına geldiğimizde yaklaşık olarak 10 km. yol gidilmiş olacak, tabiî ki bunun 6.6 km.si askeri kamplar yolu oluyor. Çok rahat bir şekilde 10 km.lik yolu kat ettikten sonra sizi biraz sıkabilecek olan maks. %3 eğimli 3 km.lik hafif tatlı bir şekilde uzunan rampa karşınıza çıkacak. Ortalama olarak 20 km hız ile çok rahat çıkabilirsiniz bu rampayı.

 

BAĞFAŞ’ı sol tarafınızda gördükten sonra derin bir nefes alın ve inişte kendinizi rüzgarın serinliğine bırakın ama kendinizi fazla kaptırmayın yaklaşık olarak 1.8 km.lik kısa bir inişten sonra tekrar tırmanışa geçeceksiniz.

 

İniş sonrası yeniden yaklaşık olarak 1.7 km uzunluğunda ve ortalama %4 eğimli bir tırmanış ile ardından tekrar 800 metrelik kısa bir iniş ile karşılaşacaksınız. Burada tırmanış esnasında sol tarafta Sülfirik Asit Fabrikası göreceksiniz, burada yola ayrı bir dikkat sarfetmek zorunda kalabilirisiniz. Fabrikadan çıkan/giren kamyonlar sizi biraz zora sokabilir. Her zaman olmuyor fakat rast gelebilirisiniz. Dikkat edin!!!

 

800 metrelik inişin sonunda; sizi, biraz terletecek olan son ve zor bir tırmanış bekliyor olacak. Bu tırmanışın birazını iniş esnasında kullanacağınız hızınızla telafi edersiniz fakat tırmanış yaklaşık olarak 900 metre sürüyor ve eğimi maks. %8.7 olacak. Bu zor tırmanışı hallettikten sonra karşınızda süper bir asfalt olan Çanakkale – Balıkesir yolu çıkacak. Işıklardan sola dönerek Balıkesir istikametine doğru rahat ve dinlendirici olan bir tura başlıyorsunuz. 

 

Gezimizin terleten kısmı böylelikle son buluyor. Erdek – Bandırma yolu insanı biraz yoracak nitelikte olmasa da kondisyonu biraz düşük olan arkadaşlar için “Bitsin bu çile” nağmeleri ağızlardan dökülebilir. Hatta bazen "acaba geri mi dönsem? diyenler de olacaktır belki ama sabretmenizi tavsiye ederim. Sıkın dişinizi ve bitirin, zaten Erdek – Bandırma yolu bittikten sonra gerisi çok kolay, inanın. Haritaları incelediğinizde gerçekten sonrası için sadece keyif kaldığını göreceksiniz.

 

Bir ihtiyacınız doğarsa en azından pit stop yapabileceğiniz güzel bir yer olan Bandırma Liman AVM emrinize amade olacaktır. Sakın dinlenme periyodunu fazla kaçırıp sinemaya takılmayın, bitirmemiz gereken bir gezimiz var:D

 

Geriye kalan yol, güzel bir asfalttan geçerek arada sırada %1-2’lik iniş ve tırmanışlarla devam ediyor ve sonunda sağ tarafta "Kuş Cenneti Milli Parkı"nın tabelasını görüyoruz. Yolda herhangi bir sıkıntı yaşayacağınızı düşünmüyorum, sadece takım halinde gidiyorsanız formasyonunuzu iyi ayarlamalısınız, çünkü siz ve kamyonlar arasında sadece 1,5 metrelik emniyet şeridi bulunmakta, o da eğer şoför arkadaşlar sizin şeritten işgale başlamazsa.

 

Alışmış olduğumuz tırmanış ve inişlerin ardından gelen bu kaymak gibi yol, bizlere manzaranın tadını çıkarmaya olanak sağlamıştı. Tırmanışlardaki eforumuzu bu düz yolda manzara izlemeye ve selam veren araçlara kaldırdığımız ellere harcıyorduk. İlk başlarda, araçlar tarafından uyarıldığımızı sanmıştık ama kornaların ardı arkası kesilmeyince "bu kadar da uyarı almayız herhalde" diye düşünerek araçlara selam vermeye başladık ve emeklerimizin karşılığını soför arkadaşların selektörleriyle ve gülümsemeleriyle aldık. 

 

Yolculuğumuz, bizlere selam veren arabaların arka camlarına yapışan çocukları gördükçe daha da güzelleşti  doğrusu. Şimdi düşünüyorum da bizi izleyen o çocukların ve selam veren insanların bisiklet sporuna biraz daha olumlu bakmalarını sağlamış olabiliriz. Hatta belki o çocuklar, bizim yerimizde olmayı hayal ederek, önlerinde bulunan uzun hayatlarına bisiklet aşkını da ekleyeceklerdir. En azından bu tohumu atabildiğimizi düşünüyorum. Artık Türkiye’de bisiklet sporu o kadar yaygınlaştı ki, insanlar bisikleti yaşam tarzı haline getirerek bunu bir zevk aracından ziyade, ulaşım aracı olarak da kullanmaya başladı. Umutlu bir şekilde bu değişimin karayollarına ve şehir içi yollara da yansımasını bekliyorum. 

 

Yaklaşık olarak 45 dakika süren uzun molalı asfalt yolculuğumuzun sonunda sağ tarafımızda Milli Park tabelasını nihayetinde görüyoruz.

 

Evet Milli Park tabelasının önünde günün anlam ve önemini belirten fotoğrafımızı çektikten sonra, tren raylarıyla kesilen yolumuza devam ederek "Kuş Gölü"nün ilk kısımlarına varıyoruz. Adını Kuş Gölünden alan Kuş Gölü Köyünün içinden devam ederken ve sıra sıra yol boyunca uzanan meyve ağaçları arasından geçerken bir anda kendimizi meyve ağaçlarının tepesinde buluyoruz. Meyvelerimizi yerken, bir yandan da, acaba kim ne zaman bağırmaya başlayacak, diye tetikte bekliyoruz. Ceplerimizi doldurduktan sonra yolumuza meraklı bakışlar arasından devam ediyoruz.

Bir süre sonra etrafımızda adeta bisiklet ordusu oluşmuştu. Köyün içinden çıkarak milli parkımıza ulaştık. Bizlere eskortluk yapan mahallenin çocukları bizi turist sanmış olacaklar ki “hello” diyerek park önünde bizlerden ayrıldılar.

 

Mili parka kişi başı 4 TL verdikten sonra içeri girdik ve bisikletlerimizi hemen girişte bulunan ağaçların yanına bırakarak park turumuza başladık. Açıkçası ilk defa gelmem sebebiyle beklentim biraz fazlaydı ama çok geçmeden normal seviyeye indi. Çünkü parka ilk girdiğimizde acaba kuş çeşitlerinden neler görebileceğiz falan diye bir merak vardı ama dürbün getirmedikten sonra sadece uzaklardaki kuş siluetleri ve iç açan orman ile merakımızı giderdik. Maalesef kuş izleme kulesine ya da diğer yerlere sabit dürbünler koyulmamıştı ve bu sebepten broşürde yazan hiçbir kuşu ne görebildik ne de seslerini duyabildik. Duyma kısmı dürbünle alakasız, yazıma takılmayalım lütfen :D Bence bu olay, biraz parkın artık revizyona gidilmesi gerektiğinin bir işareti. Buradan yetkililere sesleniyorum, kış izleme kulesi istiyoruz :D

 

Etrafta biraz dolaştıktan sonra, karnımızdan gelen sesler bizi ele vermeden enerji takviyesi yapmak ve boşalan su mataralarımızı doldurmak için, park alanında bulunan banklara kendimizi attık. Parkta turist sayısı azdı ama gelen tüm turistlerde son model yüksek kalite fotoğraf makineleri eksik değildi. İçimizden acaba tanınmış doğa dergileri muhabirlerinden birkaçının burada olup olmadığı geçmedi değil.

 

Güzel bir enerji takviyesinden sonra çantalarımızı aldık sırtımıza ve düştük tekrardan yollara. Maalesef geliş güzerhanında sahip olduğumuz konforlu yollar, gidiş güzergahında mevcut olmadığından geri dönüş yolunda biraz daha yavaş tempolu ve dikkatliydik.

 

Dönüş yolundaki emniyet şeridi maalesef biraz daha dardı, bunun sebebi ise henüz yolun yapılmamış olması.

 

Ağır da olsa gezimizi tamamladık ve Erdek merkezine kendimizi attık. Böylece kısa gezimizi bitirmiş olduk ve arkadaşla vedalaştıktan sonra evlerimize doğru yavaş bir şekilde uzaklaştık. 

 

Evet benden şimdilik bu kadar.

 

Haftasonlarınızı bisiklet üzerinde keyifle geçirmeniz dileğiyle kendinize iyi bakın…

 

Ersan BOSTANCI

* Değerli bisiklet tutkunu, Seferalem bünyesinde şehrinize özel bisiklet toplulukları kurulmakta... Şehrinizdeki bisiklet faaliyetlerine ilişkin her türlü aktiviteyi takip etmek, arkadaşlarınızla daha rahat haberleşebilmek, bisiklet tutkusunu yaşamak ve tartışmak, tutkusuz kalmamak için lütfen şehrinizin bisiklet topluluğuna katılınız... Bulunduğunuz şehre ilişkin bisiklet toplulukları için lütfen burayı tıklayınız ...  

 

Sevgiyle kalın, Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!...

Okunma 1328 defa Son Düzenlenme Persembe, 21 Haziran 2012 14:51

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.