INCIDEN BIR KOSEDIR, KANLICA...

Yazan  zmksc Cuma, 18 May 2012 00:41
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında inciden bir köşedir Kanlıca. Karşı yakasında boğazın diğer incilerinden  Emirgan bulunmaktadır. Kanlıca denildiğinde sadece yoğurduyla anılması, aslında Kanlıca’ ya yapılan bir haksızlıktır. Bülbül deresinin ağzında yer alan Kanlıca koyunda, özellikle 19. y.y. Osmanlı döneminde düzenlenen mehtap şenlikleri, aslında bölgenin uzun zamandır insanların ilgisini çeken bir sayfiye/dinlence mekanı olduğu konusunda bizlere ışık tutmaktadır. Kanlıca isminin nereden türediğini merak ettik sanırım;  bunu, yaptığım araştırmaları sizlerle paylaşarak açıklamaya çalışayım. Literatürde Kanlıca adının, ulaşım amacıyla kağnı arabası kullanan ve kökü ‘’Kanglı’’ olarak bilinen bir Türk kabilesinden geldiğinden bahsedilmektedir. Beykoz’ un (İstanbul'un) Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra bölgeye kağnılarıyla ulaşan ve yerleşen insanların bölgede kurdukları yerleşime, önceleri ‘’ Kağnılıca’’ denir; ancak sonradan bu isim ‘’ Kanlıca ‘’ olarak literatürde yerini alır. 

 

Kanlıca iskelesine ulaştığınızda hemen karşınızda göreceğiniz tarihi camii, 1559-1560 tarihleri arasında Kanuni Sultan Süleyman’ ın vezirlerinden biri olan İskender Paşa'nın dönemin en önemli mimarı olan Mimar Sinan’ a yaptırdığı İskender Paşa Camii'dir. Caminin hemen yanında İskender Paşa ve oğlunun birlikte defnedildikleri İskender Paşa türbesi bulunmaktadır. İskender Paşa’ ya Osmanlı tarihinde ‘’ Magosa Fatihi ‘’ olarak da rastlanılmaktadır.

  

Kanlıca’ da görebileceğiniz yalıların varoluş hikayelerinden siz değerli okuyucularıma kısaca bahsetmek istiyorum. Öyle ki Kanlıca, yalıları ile de tarihsel bir kimlik kazanmaktadır. Örnek vermek gerekirse, mesela IV. Murat döneminin Şeyhülislamlarından Bahai efendinin yaptırdığı bir yalı nedeniyle Kanlıca Koyu, ‘’ Bahai koyu ’’ olarak anılmaya başlanmıştır.

 

Belirtilen yalı 19. y.y. da yanmış, yanan yalının yerine ihtisap ağası Kör Tahsin Efendi yeni bir yalı inşa ettirmiştir. Kanlıca koyunun sol tarafında ise Hacı Raşit Bey yalısı bulunmaktadır.

    

Kanlıca, 19. y.y. dan itibaren Osmanlının önde gelen devlet adamlarının mesire yeri olarak kullanılmaya başlanmış ve Kanlıca’ da yazlık birçok yalı yapılmıştır. Bunların en önemlisi Tanzimat döneminin en ünlü paşalarından Ali Paşa’nın yalısıdır. Kanlıca semtinde bulunan yalılardan bir diğeri ise hariciye nazırlığı ve bir dönem sadrazamlık yapan Saffet Paşa yalısıdır. Bu yalının yanında göreceğiniz yalı ise yağlıkçı Hacı Reşit bey yalısıdır. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ nın torunu Prenses Rukiye tarafından yaptırılan Rukiye Sultan Yalısı da bu mevkide bulunan yalılardandır. Aynı mevkide üç padişahın başhekimliğini yapan Hekimbaşı Salih Efendi’ nin de yalısı bulunmaktadır. Bu yapı 1978 yılında restore edilmiştir. 1699 yılında inşa edilen Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı, yani boğazın bilinen en eski yalısı da Kanlıca’ da bulunmaktadır. 

 

Bu yalıyla ilgili birkaç küçük not düşmek istiyorum. Yalı, hasar görmemişken boğaz boyunca seksen metrelik bir cepheye sahipti ve yirmi odalı bir harem binasını bünyesinde bulundurmaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu’ nun güçsüz düşmeye başladığı dönemlerde; devletin yönetiminde büyük etkiye sahip Köprülü sülalesinin, Baş Sadrazamlarından dördüncüsü olan Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır. 

 

Bu arada II. Abdülhamit zamanı sadrazamlarından Ethem İbrahim Paşa tarafından yaptırılan ve Fransız mimarisinin izlerini taşıyan Ethem Paşa yalısından da bahsetmem gerekiyor. Bu kapsamda Müslüman bir Türk kadınıyla evlenerek Müslüman olan bir Fransız Markisi tarafından yaptırılan Marki Recep Bey Yalısı’ ndan bahsetmemek de büyük haksızlık olacaktır. Bu yalının Üst tarafında Necip Bey Kışlık Köşkü  de bulunmaktadır. 1900 lü yıllarda Mustafa Reşid Paşa tarafından yaptırılan ve Manolya yalısı olarak da bilinen ve 1992 yılında Işıkoğlu ailesi tarafından satın alınan Bahriyeli Sedat Bey yalısı; 1895 senesinde Yıldız Sarayı’ nda görevli bir subay tarafından yaptırılan, şu anda Rahmi Koç’ un sahibi olduğu Nuri Paşa yalısı, Kanlıca’ da mutlaka görmemiz gereken tarihi güzelliklerdendir. Tabiî ki bu yalıların çoğunu, deniz kenarında olmaları sebebiyle ve kara tarafı cephelerinin yüksek bahçe duvarlarıyla çevrili olmaları nedeniyle, karadan yapacağımız gezide göremeyeceğiz ve fotoğraf sanatıyla ilgili arkadaşlarımız bu durumdan mağdur olacaklar;  fakat Kanlıca vapur iskelesinin hemen yanında bulunan, boğazın karşı yakasına yolcu taşımacılığı yapan ufak tekneler size bu konuda yardımcı olacaklardır. Yapacağınız pazarlığa istinaden sizi bu yalıların önüne götürmeyi de bir kazanç kapısı haline getirdiklerinden, fotoğraf sanatı ile ilgilenen arkadaşlarımızı 40 TL gibi bir ücret karşılığında (ben buraya kadar indirebildim) Kanlıca sahili boyunca gezdireceklerdir.

 

Kanlıca’ da ayrıca tarihi çeşmeler konusunda ilgili tarih araştırmacılarımızı memnun edecek yapıtlar da bulunmakta. Bunlardan başlıcalarını şöyle sıralayhabiliriz: Berberbaşı Ali Efendi Çeşmesi, Dutdibi Çeşmesi, Halepli Çesmesi, Kavacık Çesmesi, Mahmut Aziz Bey Çeşmesi, Mehmed Sait Efendi Çeşmesi, Orta Çeşme, Baba Ali Çeşmesi. Yalnız çeşmeler tarihimize sahip çıkamadığımızın göstergeleri olarak yıpratılmışlardır.

 

Bunlar dışında Kanlıca’ da dinlenmek, rehabilite olmak, haftanın stresini atmak, doğa ile baş başa kalmak da mümkün. I. Mahmut döneminde kurulan Mihrabat Korusu da Kanlıca ilçesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. 

 

Bu kadar yeri dolaştıktan/inceledikten, fotoğraf çekimlerini yaptıktan sonra; insan, boğaza karşı oturabileceği ve dinlenebileceği bir yer arıyor. İşte bu noktada Kanlıca vapur iskelesinin hemen yanı başında bulunan ve harika bir manzaraya sahip; hatta Sezen Aksu’ nun da ‘’ uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bir taşa, gözümün yaşını yüzdürdüm hisara doğru ’’ sözlerinde de belirtmiş olduğu gibi, 2. Köprüden  Rumeli hisarına kadar geniş bir perspektif sunan asırlık İsmail Ağa’ nın meşhur kanlıca yoğurtlarından isteğe göre ballı, reçelli, pudra şekerli yada sade olarak tadabilirsiniz. Ben ballı yoğurdu denedim ve beğendim. Burada tadacağınız yoğurtlar, üzerine koyulan tatlandırıcının nevine göre 4-7 TL arasında fiyatlandırmaya tabi tutulmuş durumda. Ayrıca çay tutkunları için, demlikle sunulan taze demlenmiş çayınızı da manzaraya karşı yudumlayabilirsiniz. Bu hizmetin karşılığında ise 25 TL gibi bir tutar ödeyeceksiniz.

 

Peki bu harika cennet köşesine nasıl ulaşıyoruz?

 

Anadolu yakasından ulaşmak için;        

 

11H   ORTAÇEŞME-ÜMRANİYE

121A  BEYKOZ-MECİDİYEKÖY

15    ÜSKÜDAR-BEYKOZ

15A   KAVACIK-ANADOLU KAVAĞI

15F   KADIKÖY-BEYKOZ

15P   ÜSKÜDAR-SOĞUKSU MAHALLESİ

15TY  ORTAÇEŞME-HEKİMBAŞI

E-2   BEYKOZ-TAKSİM otobüslerini,

 

Avrupa yakasından ulaşmak için ise;

 

Emirgan vapur iskelesinden  kalkan tekneleri kullanıyoruz.

 

Sevgiyle kalın, Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!...

Okunma 591 defa Son Düzenlenme Sali, 27 Kasim 2012 22:53

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.