TARIH-DENIZ-DOGA; ISTE MERSIN

Yazan  Carsamba, 16 May 2012 23:47
Öğeyi Oyla
(2 oy)

Her yeri buram buram tarih kokan güzel memleketim Türkiye’nin doğa, deniz ve tarihi bir arada yaşayan ve yaşatan güzel kentlerindendir Mersin. 
 

Barındırdıklarıyla kentin kendisine verilen önem yazık ki ters orantılı. Toros’un eteklerine kurulan Mersin’in hemen her yerinde özellikle M.S. II.yy.a ait Roma yapıtları bulunmakta. Silifke’den Mersin’e, oradan Tarsus’a kadar uzanan her karıştan tarih fışkırıyor.


Silifke ve Tarsus hakkında ayrıntılı bilgilere buradan ulaşabilrsiniz.

Silifke için; ---> lütfen tıklayınız.

Tarsus için; ---> lütfen tıklayınız.

 

Mersin’in yukarılarına tırmandıkça doğaya, eteklerinde tarihe ve denize ulaşıyorsunuz. Mersin il merkezinin hoşuma giden başlıca iki özelliği spor olanakları ile muhteşem sahil düzenlemesi.



Toros’un eteklerine kurulmuş olması trekking, dağcılık ve bisiklet konusunda inanılmaz parkurlar sunuyor. Bir doğa hayranı ve bisikletçi olarak il merkezinden Torosların zirvelerine doğru tırmanan hemen her yolun muhteşem güzelliklere ev sahipliği yaptığını gözlemliyorum. Bu yolların tamamına yakınını bisikletle tırmanmış olmak benim açımdan oldukça gurur verici :)

 

Fındıkpınarı-Arslanköy Tırmanışını hakkında ilgili makaleyi buradan okuyabilir, ilerleyen günlerde ekleyeceğim videolardan anı benimle birlikte yaşayabilirsiniz

 

Başlangıçta basit ve az rakımlarla, Çavak ve İnsu gibi, başladığım turlarımı zamanla daha yukarılara taşıyarak, Soğucak, Bekiralanı ve Kocahamzalı’ya ulaştım. En sonunda da Fındıkpınarı ve Arslanköy’e ulaşarak 1900 rakımda, nisan ayında bile sıcaktan bunaltan Mersin’in karla kapalı yollarına ulaştım.


Mersin, Akdeniz’in saklı bahçesi niteliğindedir. Marmaris’ten başlayan Akdeniz turizmi Manavgat’ta biter ilginç şekilde. Hem gezginler (turistler) hem de ilgili şirketler Mersin’e yeterli yatırımı yapmaktan uzak durmayı seçmişlerdir, anlamlandırılamaz biçimde. Halbuki denizse deniz, doğaysa doğa, tarihse tarih. Örneğin Mersin’in sahip olduğu sahil düzenlemesine bugün İzmir bile sahip değil. Kilometrelerce uzunluğunda ve Mersin’e oranla sınırsız kaynağa sahip olan İstanbul yakınına bile yaklaşamıyor bu konuda. Kendini hem doğanın hem de tarihin içerisinde hissederek deniz kenarında yürüyebiliyorsunuz. Düzenlemeye zıt durmayan sık bulunan çay bahçelerinde gönlünüzce oturabiliyor, adım başı rastlayabildiğiniz oyun parklarında çocuklarınıza neşeli zamanlar yaşatabiliyorsunuz.

   

Bu sahil düzenlemesinin Mersin’e maliyeti mi? Yok denecek kadar az. Neden mi? Çok başarılı bir reklam kampanyası ve dürüst siyaset nedeniyle. Mersin belediyesi üç büyük takımla yaptığı görüşmeler sonucunda sahilin üç ayrı yerine sırasıyla Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray Meydanlarını yaptırıyor ve aldıkları parayla da diğer düzenlemeleri. Nasıl fikir ama??

   

Çeşitli sanatçılara yaptırdığı tarihsel yapıtlar ile bir yandan Efes’de gezdiğiniz hissine kapılıırken, bir yandan da sık sunulan çardak ve banklarda dinlenebilir, yanınıza alacağınız termosunuzdan çay ve kahve keyfini yaşayabilirsiniz.

  

Mersin’de yemek deyince kuşkusuz insanların aklına gelen en önemli yemek "tantuni"dir. Elbette nerede yediğiniz de çok önemli. Öyle her yemek her yerde yenmez. Her tantunici de güzel değildir, Mersin’de bile olsak.


Benim sizlere önereceğim birkaç tantunici var. Bir çok deneyimden sonra (sırf sizler için :-D) en çok beğendiklerim;

Mersin Forum yolu üzerinde bulunan Mert Tantuni, (Dürüm+Ayran 6 TL)

Stadyumun arkasında bulunan Memoş Tantuni (Dürüm+Ayran 6 TL)

Göksel Tantuni (Dürüm 5 TL)

Erdemli’de merkeze gelince hemen sağda bulunan Esentepe (Yarım Ekmek+Ayran 6 TL).


Yemekler yalnızca tantuniyle sınırlı değil elbette. Örneğin Hilton’dan yukarı doğru çıkarken solda Canbulat balıkçı var. Yarım ekmek Hamsi+Ayran 5 TL ve size öyle bir balık geliyor ki garson da siz de ekmeği kapatamıyorsunuz. İstanbul’da böyle bol malzemeli bir yemeği bu fiyata yemeniz olanaksız. Ayrıca bir de balıkçı limanı var. Burada da yan yana 7 tane teknede ekmek arası balık, kalamar, çupra, levrek vb. servisi yapılıyor. Fiyatlar yine oldukça uygun. Çupra ve Levrek porsiyon 12 TL örneğin, kalamar 10 TL.


Veee elbette burada yemeniz gereken bir başka yemek ise rakı sofrasında SAÇ KAVURMA. Bizim evde yaptığımız o kuşbaşı kesilmiş şekilde yapılmıyor burada saç kavurma; jülyen jülyen doğranıyor. Etler tam kıvamında ve enfes pişiriliyor. Hilton’dan yukarı doğru çıkarken sağ tarafta bir çok lokanta var bunun için. Ben Göçtü’de iki kez yedim gayet güzeldi. Bir kez, sahilde Hatay Restoran’da bir kez de Çatı restoranda yedim. Üçü de enfes. Fiyatlara gelecek olursaaaak. Mersin’e göre pahalı ama İzmir ve İstanbul’a göre makul. 4 kişilik bir masada birer küçük rakı, saç kavurma, bol meze ile en fazla 60-70 TL’ye (kişi başı) sohbetinizi daim edebilirsiniz. Elbette meze olarak humusu eksik etmeyin.


Az kalsın en önemli yeri unutuyordum. Özellikle sıcaktan çok bunaldığınız zaman hemen sahilden Viranşehir’e geçin. Persapolis antik kentini geçer geçmez hava sıcaklığının anında 5 derece düştüğünü göreceksiniz. 250-300 metre ilerde küçük bir kulube var. Biz oraya Efe’nin yeri diyoruz. Efe oranın zeki ve sevimli köpeği. Ekmek arası köftesi de, sucuğu da, kokoreçi de çok güzel burasının. Hepsini kendileri yapıyorlar ve içiniz rahat olabilir.
 

Bir de benim gibi kahvaltıcılar vardır. Hafta sonunun en önemli anıdır; dışarıda açık büfe veya serpme kahvaltı. Mersin bu açıdan gayet iyi, bir çok seçenek sunuyor insana. Sahilde bulunan yerlerin yanı sıra yukarılara doğru çıkıldıkça da güzel yerler var. Yasemin Kafe benim favorim. Ulaşım taksi olacaktır, çünkü bildiğim kadarıyla buraya çıkan dolmuş yok. Gözne yolu üzerinde Dalak Deresi’ni geçer geçmez solda Yasemin Kafe. Ben bisikletle gitmiştim. Yok ben oraya çıkamam diyorsanız sahilde de Yasemin Kafe var. Yukardakinden farkı, çocuk tuvaleti ve küçük hayvanat bahçesinin olmayışı. Burada da oyun parkı bulunmakta. Bir de, ben kahvaltı için gitmedim ama (yemek yemiştim burada) giden arkadaşlar beğendiklerini söylüyor, Dalak Deresi var. Derenin hemen yanında masalar. Ortam çok güzel. Ağaçlarla ve suların şırıltısında kahvaltı keyfi güzel olsa gerek aklınızda bulunsun.


Yine sahilde cep sinemasının üzerinde bir kafe var. Açık büfe kahvaltı hizmeti sunuluyor. Burasının en sevdiğim özelliği ise bir ablamızın sürekli taze taze pişirdiği saç yağlısı. Ben hamur işinin hastası olduğum için tam benlik aslında.


Eğlence mekanlarına gelecek olursak, yine sahil burada da ön plana çıkıyor. Yolun sol tarafı sahil şeridi iken sağ tarafı barlarla kaplı. Bir çok bara girip çıktığım için rahatlıkla söyleyebilirim ki benim en çok hoşuma gidenler; Dolphin, Oceans, hemen yanında Viking ve Sokakta Hayat Var.


Bar denilince fiyatlar pek farklı olmuyor yurt genelinde. Bira 6 TL, tekila 10 TL, kokteyller 15 TL. Viking’in ikramları gayet güzel, Dolphin ve Oceans’ın ise ortamı; ama yanınızda yeterince paranız yoksa Oceans’da sakın mimoza siparişi vermeyin :) Hani şu havuç ve salatalıkları bir bardak içerisinde dirsek teması hizaya sokuyorlar ya, işte o. Nedeni ise elbette duygusal, çünkü fiyatı 15 TL :)


Mersin Forum ise Mersin’in AVM’si. Nüfusun büyük bölümünün özellikle hafta sonu gezmek için geldikleri iki yerden birisi burası. Diğeri Marina. Marina fiyatlar açısından daha pahalı. Mersin Forum’da sık sık bir etkinlik düzenleniyor. Ya resim sergisi, ya pandomimler ya da çocuklar için kuklalı, robotlu eğlenceler. Yakınlarınıza da burada bulunan hattattan bir eser ya da cam ustasından bir kolye alabilirsiniz. Ben kolye aldım, bayıldılar.

  

Ulaşım:

Mersin’e Adana’dan neredeyse dakika başı minibüs kalkıyor, ayrıca Pegasus’un servisi de var. Uçakla Adana’ya gelip oradan Mersin’e geçmek en kolay ulaşım yolu. Antalya’dan 350 km. mesafede.
 

Mersin’de Yapılması Gerekenler, Görülmesi Gereken Yerler:

Silifke ve Tarsus’u gezmek,

Sahilde en az iki akşam yürüyüş yapmak,

Efe’nin yerinde ekmek arası birşeyler yemek,

Yumuktepe Örenyeri’ni görmek,

Persapolis Antik Kentini uzaktan da olsa görmek (Yenileme devam ediyor),

Göçtü’de, Çatı’da veya Hatay Restoran’da rakı eşliğinde saç kavurma yemek,

Güzel bir (bence iki) dürüm tantuni yemek (dürüm burada açık ekmek diye geçiyor aklınızda bulunsun),

Minibüsle bir kez Fındıkpınarı’na bir kez de Çamlıyayla’ya gitmek.
 

Mersin’e düzenleyeceğiniz geziyi bir iki günle sınırlamak kendinize yapacağınız en büyük haksızlık olur. Gezi için ideal süre, bence 6 gün, ilçeler dahil. Üç gün Silifke için, 1 gün Tarsus için, 2 gün de Mersin için. 



Sevgiyle kalın, Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!...

 

Okunma 680 defa Son Düzenlenme Persembe, 21 Haziran 2012 14:51
Bu kategoriden diğerleri: TARIH VE DOGA; SILIFKE... »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.