YAVRU VATAN KIBRIS

Yazan  Yavuz Alper Kara Cuma, 13 Nisan 2012 18:15
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Yaz tatili için en güzel yerlerden birisidir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Yazın aşırı sıcak olmasına karşın Mayıs ve Ekim aylarında tatil yapmak durumunda kalanlar için ilk tercih yerlerinden biri olmaya adaydır. Bu aylarda denize girmek kesinlikle insanı üşütmez. Ayrıca Türkiye’de yaşayamayacağınız Casino deneyimini de unutmamak gerekiyor. Elbette keseye dikkat.

 

İki arkadaşımla birlikte Gazi Magosa turum saat 10:15’te limandan çıkışımızla başladı. Her zamanki gibi seçimimi bisikletten yana kullandım. Arabayla gidemeyeceğiniz bir çok yere bisikletle çok rahat gidebilir, kısa zamanda o yerin altını üstüne getirebilirsiniz. 

 

Kıbrıs’a kaç kez geldiğimi bilmiyorum ama trafiğin soldan akışına bir türlü alışamadım. Her seferinde ilk yarım saat bu deneyimsizliği yaşıyorum. Kıbrıs yollarının genelde yokuşsuz olması, bisiklet keyfini yukarıya tırmandırıyor ve gideceğiniz yere yorulmadan ulaşmanızı sağlıyor. Merkezden geçip Doğu Akdeniz Üniversitesini geride bıraktıktan sonra bizi istediğimiz yere ulaştıracak anayola giriyoruz. Magosa’nın 11 km. kuzey doğusunda yer alan Salamis Harabeleri ise ilk durağımız oluyor.

 

Tarihi M.Ö.11 yy.a kadar dayanan Salamis, Truva kahramanlarından Telamon’un oğlu Tefkros tarafından kurulmuş...Kenti dolaşırken o tarihi taşların üzerinden kimlerin yürüdüğünü düşünmeden edemiyorum. Kendimi bir zamanların Romalısı, Kilikyalısı, Yunanlısı gibi hissediyorum. Omuzdan sarkıp belime dolanan beyazlığı, kemer ile bütünleşmiş ve bacaklarımın etrafına dökülen entari tamamlıyor. Yalnızca taşlara bakarak bu dinginliği hissediyorum.

 

Kentin girişinde “Havuzlar” karşılıyor bizi. Heykelleri tek tek inceliyorum. Havuzların çıkışında önce görkemiyle gözlerimizi büyüleyen Sütunlu Avlu, ardından su kemeri. Tiyatro ise hem gezi hem dinlenme yeri oluyor bütün gezginlerin. Tiyatronun ardından en çok ilgimi çeken ise Balıkçılar Çarşısı oldu. Tasarımını günümüze kadar korumayı başaran bu çarşıya hayran olmamak olanaksız.

 

Üç parçaya dağılmış bulunan Salamis Kenti’nin ilk parçasını oluşturan bu güzelliklerin ardından daha geri planda kalmış ve yazık ki kaderine terk edilmiş gibi duran, Zeus Tapınağı ve Zeytinyağı Fabrikasından oluşan ikinci bölüme, oradan da Kampanopetra Bazilikasından ve Liman caddesinden oluşan üçüncü bölüme geçiyoruz.

 

Salamis’te bakmadık ve dokunmadık taş ve yapıt kalmadıktan sonra bir çay molası için kentten ayrılmaya karar veriyoruz. Her zaman olduğu gibi bisikletimde taşıdığım termosumdan bardaklarımıza çaylarımızı koyup birer bardak çay içiyoruz. Güneşin altında üç saatten fazla kaldığımı ve kollarımın kızarmış olduğunu gölgeye geçince üzülerek fark ediyorum. Akşam için kollarıma neler sürmem gerektiğini şimdiden düşünmeye başladım.

 

Henüz açık halini bir türlü yakalama fırsatı bulamadığım güzel disko, Lions Garden’ın önünden geçiyoruz. Dönüş yolunda arkadaşlarla ne yiyeceğimiz konusunda fikir ayrılığına düşünce yollarımız ayrılıyor. Onlar 7,00 TL’den oluşan dürüm-ayran ikilisini seçerken, ben yolunu kent güvenlik görevlisinden öğrendiğim Kıbrıs’a has yemekler yapan başka bir yeri seçiyorum. Verilen yol tarifine harfiyen uymama ve söylenen yerin tam da karşısında durmama karşın Türk vatandaşlarımızın karakterini burada görmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Tesadüf eseri burasının da bir kebapçı olduğunu görüyorum ve bisikletimden bile inmeden oradan uzaklaşıyorum.

 

Kendimi kale içine atıyorum. Dünyada kale içi yaşamın sürdüğü birkaç yerden birisidir Magosa. Kale içindeki restoranların menülerine göz attıktan sonra burada da Kıbrıs’a has bir yemek yiyemeyeceğimi anlıyorum ve sakin bir yer aramaya başlıyorum. Yemekler standart olsa da bulunduğu yer ve düzenlemesi hoşuma giden Cafe Malia’nın caddeye atılmış dört masasından birisine oturuyorum. "Seninle Bir Dakika" ve "Aşk Dediğin Laftır Derler" gibi eski pop şarkıları eşliğinde pide arası köfte, patates kızartması ve sıcağa karşın buz gibi bira siparişi veriyorum ve her zamanki gibi yemek öncesi bi bardak çay. Yediklerim Kıbrıs’a özel olmasa da köftenin farklı fakat güzel tadı, bir parça olsun içime su serpiyor. Yemekler, bir gezinin bence en önemli bölümüdür. Farklı bir yere gidip aynı şeyleri yemek; oraya gitmek demek değil, orayı yalnızca görmektir. O tatları yaşamadan orayı yaşamış sayılmazsınız. 

 

Kahve siparişinde ise Kıbrıs farklılaşıyor ve garsonlar size Con Kahve mi yoksa Türk Kahvelerinden (Genelde Mehmet Efendi) birisini mi istediğinizi soruyor. Con kahvesinin tadını bildiğim ve kahve konusunda tutucu olduğum için duraksamadan Mehmet Efendi diyorum. Kahvemi bitirip 20,00 TL tutan hesabı ödedikten sonra kale içini gezmek için Cafe Malia’dan ayrılıyorum.

 

Burada da ilk durak noktam Lala Mustafa Paşa Cami oluyor. Kıbrıs’ın fethine kadar kilise olarak kullanılan bu yapı, fetihten sonra camiye dönüştürülüyor. Hala ibadete açık olması bir başka güzel yanı. Kale içinde her ayrıntıyı dolaştıktan sonra şehitliği ziyaret ediyorum. Zamanında buralarda yaşananları ve İngilizlerin bu ada ülkesinin hakimiyetini bir başka ülkeye kaptırmamak için etnik ayrımcılığı körüklemesini kınıyor ve daha fazla orada duramıyorum. Kaleden ayrıldıktan sonra çevreyi bisikletle hızlıca dolaşıyorum. Görmem gereken yerleri gözden kaçırmak istemiyorum. Her kareyi fotoğraflıyorum.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisidir. Bu güzel ada ülkesine geldiğiniz zaman Gazi Magosa da uğrak yerlerinizden birisi olmalıdır.

 

Ulaşım :

Lefkoşa’dan 55 km,

Girne’den 65 km mesafede.

Şehir içi taksiyle ulaşım, ülkemize göre oldukça ucuz. Taksiye binmeden önce pazarlık yapmayı ihmal etmeyin. Araba kiralamak ise soldan akan trafik nedeniyle tehlikeli olabilir.

Salamis Otel, merkezden yaklaşık 13 km mesafede olmasına karşın taksiyle gidiş 20,00 TL tutuyor.

 

Fiyatlar :

Yemekler (atıştırmalar) Türkiye’ye oranla biraz daha pahalı. Salamis için giriş ücreti 4,00 TL. Konaklama ve casino oyunları hariç, iki kişinin bir günlük harcaması 100,00 TL civarında olacaktır.

 

Görülmesi Gereken Yerler :

Salamis,

Kaleiçi,

Lala Mustafa Paşa Camii

Şehitlik,

Salamis Otel Casinosu

 

Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!

 

Okunma 1225 defa Son Düzenlenme Cuma, 30 Kasim 2012 14:25

1 yorum

  • Yorum Linki Mustafa Bayındır Pazar, 03 Haziran 2012 02:54 yazan Mustafa Bayındır

    Bir haftadan fazlası sıkar,,,, paran bolsa, mutlaka git :) Girne ve Lapta'da kalınabilir. Mağusa'da kale ve Lala Mustafa Paşa Camii görülmesi gereken yerlerden. Ada'da tüylerinizi diken diken edecek bir tarih var ve maalesef toplu mezarlar ve acı...

    Raporla

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.