TARIHIN BUYULEYICI KOKUSU: TARSUS

Yazan  Carsamba, 11 Nisan 2012 20:13
Öğeyi Oyla
(2 oy)

İnternetten yaptığım küçük bir araştırma sonucu (iyiki varsın google), hazır Mersin’de bulunuyor iken mutlaka Tarsus’a gitmem gerektiğini anlamıştım.

 

Rotamın ilk durak noktasını, Eshab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları-Yedi Uyurlar) olarak belirledim. Eshab-ı Kehf’in bulunduğu söylenen üç mağaradan birisi olan ve Tarsus’ta yer alan bu mağara, Mersin’den 30 km. uzakta olması ve Tarsus içinde gezilmesi gereken çok fazla tarihi dokunun yer alması nedeniyle; turu, bisikletle yapmaya karar verdim.

 

Bisikletle tura çıkmanın en güzel yanlarından birisi de sabah erken kalkarak güne erken başlamaktır. Ben de sabah 07:00’da kalktım ve bol peynir (kramplara karşı kalsiyum) ve yumurtadan (protein) oluşan kahvaltımı güzelce yapıp 750 ml.lik termosumu çayla doldurduktan sonra saat 08:00’da merkezde bulunan PTT binasından yola çıktım.

 

Limana yaklaşırken kabusum başlamıştı bile: Yoğun kamyon trafiği. Cumartesi sabahı bu kadar kamyonun Adana yolunda ne işi olduğunu sorgulayarak pedallıyordum. 40 dk. sonra ilk molamı verdim. Benzin istasyonları biz bisikletliler için muhteşem duraklardır. Enerji için iki çikolata aldım. Birisini çay eşliğinde içtikten sonra dönüş noktasını kaçırmamak için akıllı telefonumdan google maps’i inceledikten sonra yeniden yola koyuldum. Huzurkent sapağından dönerek kuzeye yöneldim ve gerçekten de huzura kavuştum. Yanımdan vızır vızır geçen kamyonlardan artık eser kalmamıştı. Yol sakinleşmiş ama aynı zamanda güzelim asfalt bozulmaya başlamıştı. Yolun çukurlu ya da çok bozuk olmamasına karşın soğuk asfalt sürtünmeyi ve buna bağlı olarak yorgunluğumu arttırıyordu.

 

İlki 20 dk, ikincisi 15 dk olmak üzere toplam 35 dk.lık iki molayla birlikte 2 saat 25 dk.da Eshab-ı Kehf mağarasına vardım. Ziyaretçi sayısının sabahın bu saatinde az olması benim için oldukça sevindiriciydi. Hem rahat rahat gezebilecek, hem de bol bol resim çekebilecektim.

 

Mağaranın içi beklediğimin aksine soğuk değildi. Nisan başında böyle olan mağara temmuzda nasıl olur diye düşünmeden edemedim. Her deliğe girip çıktıktan ve güzel resimler çektikten sonra böylesine kutsal ve önemli bir yerde bile sağa sola aşkını ilan eden ve adını duvarlara yazarak dünyada kalıcı olduğunu, bir eser bıraktığını sanan zavallı zihinlere nefret kusarak mağaradan çıktım.

 
Bugünün şanslı günüm olduğu, ben mağaradan çıkar çıkmaz mağaraya akan beş otobüslük insan selinden belli oluyordu.
 
 
Sayı ve nitelik açısından oldukça zayıf olan hediyelik eşya dükkanlarından 1 TL’ye bir tane magnet (ben mıknat diyorum) aldıktan sonra, sade sodaya sıkılmış yarım limonu ve bir bardak da çayımı içip 1.5 TL tutan hesabı ödeyip yeniden bisikletime atladım.
 
 
Eshab-ı Kehf’ten Tarsus’a giden 9 km.lik yolun yokuş aşağı olması, beni 50-55 km.yle aşağıya indirmeye başladı. Kısa zamanda frenlere basıp bu bol çukurlu ve tümsekli yolda 35 km.den fazlasının hem bana hem de bisikletime yapısal zarar vereceğini anladığımdan üzülerek hız kesmek zorunda kaldım. 
 
 
Tarsus’a girer girmez ziyaretlerime başladım ve güzelim eski Tarsus evlerinin arasından geçerek ilk olarak St.Paul kuyusuna gittim. Müze kartım olmadığı için 3 TL olan giriş ücretini ödeyerek tarihi yere adım attım. St. Paul, Hrisitiyanlığın yayılmasında büyük katkısı olan havarilerdendir. Milattan sonra 3.yy.da Tarsus’ta doğduğu bilinen ve Aziz olarak kabul edilen St.Paul’un adına yapılmış olan ve kuyudan 600-700 mt. uzakta olan kilise, ikinci durak noktam oluyor.  3 TL de burada ödedim :) Her mabedde bulunan ve insanda hayranlık uyandıran tavan süslemeleri ve resimleri boynumun ağrımasına neden olacak kadar ilgi çekici.
 
 
Tarsus’un ana caddesi boyunca yer alan çeşitli güzellikleri gezdim sonra. Kendimi bu kadar tarihe ve heyecana kaptırmışken muhteşem tasarımı ile dikkat çeken Konak Efsus’un önünden geçerken saatin 13:35 olduğunu ve altı buçuk saattir bir şey yemediğimi fark ettim. Butik Otel, Restoran ve Kafe olarak işletilen ve tarihi yapısı özenle korunan bu müthiş yerin yan tarafına bisikletimi park ettim ve elimi yüzümü güzelce yıkadıktan sonra masaya oturdum.
 
 
Sırtımı Konak Efsus’un 150 yıllık tarihine yaslayınca önümde bulunan dinginlik ve manzara beni gerçekten büyüledi. Dört bir yanım tarihi Tarsus Evleri ile dolu... Caddeden geçen tek tük motorsikletlileri saymazsak, çevrede hiçbir gürültü yok. Beni ilk gördüğü zaman havlama arzusunu bir türlü bastıramayan konağın sevimli ev sahibi Maya, yavaş yavaş yanıma sokuldu ve başını okşamama izin verdi.
 
 
Zengin menüden Kiremitte Köfte, Portakallı Efsus Salata ve Birayı seçtim ve elbette yemekler gelene kadar bir de çay siparişi verdim. Sunumuna ve tadına büyülendiğim bu müthiş yemeklerin yarısını yiyemeden karnımın doyduğunu üzülerek anladım. Yorgunluğum beni iyice koltuğa yakınlaştırıyor ve bir türlü kalkmama izin vermiyordu. Arka arkaya içtiğim birkaç bardak çayın ve ücretsiz aldığım fotoğrafçılık dersinin ardından konağın işletmecisi olan Seçil Sancaktar Hanım’dan, bana konağı gezdirmesini istedim. İçten ve nazik kişiliğinden olsa gerek beni kırmadı ve bu tarihi konağı bana gezdirdi.
 
 
Bu güzel ve sıcak gezinin ardından açıkçası bana (bütçeye göre değişir) biraz yüksek gelen hesabı (38 TL) ödedikten sonra henüz görmediğim yerleri görmek heyecanı ve bu müthiş yerden uzak kalacağımın verdiği buruklukla, kendime yeniden geleceğime ve mutlaka bir gece kalacağıma söz vererek ayrıldım.
 
 
Tarsus, yalnızca tarihi ile değil peygamberler kenti olarak da bilinir. Önce halen yenileme çalışmaları devam eden Dalyan Peygamber’in kabrinin yer aldığı Makam-ı Şerif Cami’ni, Ulu Cami’yi, Bedesten (Kırkkaşık)’i ve yine yenileme çalışmaları devam eden Antik Şehir’i gezip her hücremi tarihin kokusu ve ihtişamı ile dolduruyorum.
  
 
Sıra Tarsus’un doğal güzelliklerine geldi ve kendimi su şırıltılarıyla dolu bir serinliğe; Tarsus Şelalesine attım. Suyun saflığına ve büyüsüne kapılmamak olanaksız. Sabah başlayan şansım ardım sıra gelmeye devam etti ve oturacak yer bulmak neredeyse imkansızken tam da önümde bulunan şelalenin kenarındaki masadakiler kalktı. Bu manzarayı buradan izlemek kesinlikle Allah’ın bir lütfu. Termosumdan iki bardak çay içtim ve soğumamış olduğuna şaşırdım. Servis, yoğun kalabalığa yetişmekte zorlandı ama fiyatlar oldukça güzel.
 
4 kişilik çay 8 TL
2 kişilik çay 6 TL
 
 
Şelalenin sol tarafında içki servisinin de yapıldığı bir de restoran var. Bir daha ki gelişimde akşam yemeğini burada, rakı eşliğinde yiyeceğimi düşünerek ikinici Tarsus seferimi de planlamış oldum :) Son bardak çayımı da yudumladıktan sonra barajı görmek için şelaleden ayrıldım. Önce barajın alt tarafında bir masada oturdum. Burada piknik yapmaya gelen bir aile ile kısa bir süre sohbet edip piknik masaları için ücret alınmadığını öğrendim. İşletme belediyeye ait. Daha sonra barajın üst tarafına geçiyor ve asıl piknik alanının burası olduğunu görüyorum. 100’e yakın piknik masası, çocuk parkları ve basketbol sahası ile tam bir piknik alanı burası.
 
 
Bu kadar masaya karşın sabah erken saatlerde veya öğleden sonra henüz sıcaklar geçmemişken gelinmediği takdirde, burada yer bulmanın kolay olmayacağını düşünüyorum. Ne de olsa piknik sezonu Akdeniz bölgesi için başladı bile.
 
 
Tarsus gezimi tamamlayıp aşık olduktan sonra yeniden yola koyuldum. Bu kez dönüşüm daha tempolu ve tek molalı olduğu için 1 saat 45 dakika sürdü.
 
 
Genel :

Tarsus, Herkesin mutlaka görmesi ve en az bir gece konaklaması gereken muhteşem bir kent. Gerek tarihi dokuları ve gerekse de manzaraları ile büyüleyici.
 
 
Görülmesi Gereken Yerler :

Ulu Cami
Makam-ı Şerif ve Dalyan Peygamber’in Kabri
St.Paul Kuyusu
St.Paul Kilisesi
Tarsus Evleri
Kleopatra Kapısı
 Özgürlük Yazıtı
Antik Şehir
Şahmaran
Kırk Kaşık (Bedesten)
Eshab-ı Kehf Mağarası
Tarsus Şelalesi
Baraj
 
 
Önerilen Rota :

Eshab-ı Kehf Mağarası – Şahmaran – Makam-ı Şerif Cami ve Dalyan Peygamber’in Kabri – Ulu Cami – Kırkkaşık (Bedesten) – Yemek Molası – St.Paul Kilisesi – St. Paul Kuyusu – Tarsus Evleri – Özgürlük Yazıtı – Kleopatra Kapısı – Tarsus Şelalesi – Baraj (piknik ve akşam yemeği)
 
* Hiçbir ayrıntıyı kaçırmamanızı sağlayacağı ve yorulmamanız için Tarsus gezisini iki günlük planmakta yarar var.
 
 
Ulaşım :

Tarsus, Adana’dan 40 km., Mersin’den ise 30 km mesafede. Her iki kentten de ulaşım sık kalkan dolmuşlar ve tren ile sağlanabilmekte.
 
 
Fiyat :

Kuşkusuz her yerde olduğu gibi burada da fiyatı belirlemek ve en alt düzeyde tutmak size bağlı. Müzeler için 10 TL, iki kişilik öğlen yemeği için ortalama 15 TL (Tantuni) ve güzel bir akşam yemeği içinse 100 TL yeterli olacaktır. Akşam yemeği fiyatına içki dahildir. Konak Efsus’un tadına varmak istiyorsanız eğer, fiyatları biraz daha yukarı çekmeniz de yarar var.
 
 

* Değerli bisiklet tutkunu, Seferalem bünyesinde şehrinize özel bisiklet toplulukları kurulmakta... Şehrinizdeki bisiklet faaliyetlerine ilişkin her türlü aktiviteyi takip etmek, arkadaşlarınızla daha rahat haberleşebilmek, bisiklet tutkusunu yaşamak ve tartışmak, tutkusuz kalmamak için lütfen şehrinizin bisiklet topluluğuna katılınız... Bulunduğunuz şehre ilişkin bisiklet toplulukları için lütfen burayı tıklayınız ...  

 

Sevgiyle kalın, Seferalem ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!...

 
Okunma 1192 defa Son Düzenlenme Cuma, 06 Temmuz 2012 22:01

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.