Gurme Yazilari

Gurme Yazilari (4)

Değerli SEFERALEM üyesi/ziyaretçisi;

SEFERALEM'in belki de en keyifli ve sizler için en faydalı bölümünde bulunuyorsunuz.

Bu bölümde, gezgin ve aktivist üyelerimizin kendi ağızlarından, tamamen gerçek hikayelerini, deneyimlerini okuyacak; tavsiyelerine kulak verdiğiniz takdirde, seyahat, etkinlik ve yemek ziyafetlerinizi daha keyifli hale getireceksiniz. Bölüm içerisinde farklı bakış açıları ile farklı deneyimleri gözlemleyebilirsiniz.

Tadacağınız lezzetler, gideceğiniz mekanlar, iştirak edeceğiniz seyahat ve etkinlikler öncesi, kulaktan dolma yanıltıcı bilgilerden ziyade, üyelerimizin gerçek deneyimlerinden faydalanarak; ön bilgi sahibi olmanız için bu bölümü lütfen dikkatlice okuyunuz.

Unutmayın, gezi, spor ve aktivite dünyasına yolculuğunuzda; seyahat ve etkinlikleriniz sonrası "keşke" dememek için doğru adrestesiniz.

Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını doya doya çıkarın! 

AYDOS ORMANINDA MANGAL KEYFI

Yazan Carsamba, 11 Nisan 2012 20:13

Bana göre eğlencenin sırrı sevgide gizlidir. Sevdiğiniz insanlarla yapılan her türlü etkinlik, hem eğlenceli hem de rahatlatıcı olur. Bu her iki kavramı da içinde barındıran geleneksel eğlencelerimizden birisi ise kuşku yok ki pikniktir. 

 

İstanbul ise piknik konusunda zayıf yerlerin başında gelir. Öyle memleketinizde olduğu gibi güzel havalarda kafanıza esip pikniğe çıkamazsınız. Çıkamazsınız çünkü erken kalkıp yol almadıysanız yazık ki sizin için artık geçtir ve bir sonraki haftaya kalmışsınız demektir.

 

Bizim durumumuz ise çoğu insana göre daha güzel bu konuda. Çünkü evimiz, güzel ve tertemiz bir havaya sahip piknik alanının tam karşısında duruyor. Burasının bir başka avantajı da İstanbul’da yaşayanların Aydos Ormanı’ndan haberdar olmayışı ve çoğu zaman yeterli boş yerin olması.

 

Ailecek geçireceğimiz son hafta sonunun öğleden sonrasını, aynı masanın çevresinde oturup eskilerden ve gelecek planlarımızdan konuşmak, televizyonun olmadığı, saatlerce birbirimizin gözlerinin içine bakabileceğimiz ve mis gibi orman havası alabileceğimiz pikniğe ayırmaya karar verdik. 

 

Hazırlık süreci oldukça kısa geçti; çünkü Aydos Ormanı Piknik Alanı’nda gereksinim duyabileceğiniz hemen hemen her şey bulunmakta. Yanımıza yalnızca tavuk etlerimizi (but ve sarma), sucuklarımızı ve patlıcan, domates ve biberlerimizi alarak evden çıktık. Aslında bunların hepsi Aydos’ta da vardı ama fiyatlarının az da olsa pahalı olacağını hesap ederek yanımıza almıştık malzemelerimizi.

 

Orman havasını içimize çekmek için piknikten önce bir orman turu atmak istedik. İki prensesi ve annesini, tam da onlara göre olan eğlence merkezinin baş döndürücü kollarına bıraktık. Neredeyse hiçbir piknik alanında göremeyeceğiniz makineler dahil, her yaşa hitap eden yaklaşık 30 oyun makinesi bulunmakta burada. Oyun konsollarından çarpışan otolara, küçük carting parkurundan gondola, çarpışan botlara, salıncaklara ve Viking kayığına kadar.

 

Ailecek piknik yapmaktan daha güzeli varsa o da herhalde ailecek yorucu olmayan bir doğa yürüyüşü yapmaktır. Ağaçları dinlemek, sessizliğe kendini kaptırmak, ormanı en derinlerde hissetmek muhteşem bir duygu.

 

Orman, ne görmek istiyorsanız size onu verir. Ormanda yürüyüş yapmak bu yüzden güzeldir. Size kendinizi anlatır, en yakın dostunuz gibidir. Yürüyüşü güzel yapan etkenlerden biri de sonunda varacağınız yerdir. Yürüyüşün sonunda  güzel bir göl manzarası bu yürüyüşü kusursuz kılar. Aydos’ta bulunan ise tam da bu: Gölet. İsteyenlerin yunusa binip suların şıpırtısına, ormanın tam da göbeğine pedallayabileceği bir gölet.

 

Hayatı güzel kılmak başka nasıl olabilir ki? 

 

Orman ve gölet havasını içimize çektikten sonra, gölet kenarında bulunan hem özel (masa fiyatı 10 TL) hem de serbest olan masaları seçmediğimiz için üzülerek göl kenarından ayrıldık. Yeniden ormanın içine dalıp piknik alanımıza döndük.

 

Havanın biraz serin ve yanımızda da iki küçük prensesin olması nedeniyle dört tarafı açılabilir muşambalarla kaplı, ortasında yer sofrası olan kulübelerden birine geçip oturduk. Bize yer gösteren görevliye mangal öncesi küçük bir semaver istediğimizi de söyledik.

 

20 dakika sonra demlenmiş çayımız geldi. Eskilerden ve gelecekten bol bol konuştuktan sonra sıra mangal keyfine gelmişti. Mangalın gelmesi de semaverin gelmesi kadar kısa sürdü. En azından sipariş vermek için görevli aramaktan daha kısa sürmüştü. Ne de olsa piknik sezonu başlamadığı için (Mart ortası) görevli sayısı azdı.

 

Mangalın ateşi gayet güzel olduğu için henüz buzu çözülmemiş olan tavuklar (ki mıncıklamak pek de hoş olmuyor) ve geri kalan tüm sebzeler yellemeye bile gerek kalmadan pişti. Pikniğe giderken yanınıza almayı unutmayacağınız sebzeler kesinlikle; kırmızı, yeşil, sarı biberler ile közledikten sonra rendelenmiş kaşarı içine koyup karıştıracağınız ve afiyetle yiyeceğiniz (etten bile vazgeçebilirsiniz) patlıcanlar.

 

Yemeğimizi bitirdikten sonra Türk kahvelerimizi içtik ve hepsi 35 TL tutan hesabımızı ödedikten sonra Aydos’tan ayrıldık.

 

Fiyatlar:

Tesis dışı piknik masaları için ücret alınmıyor. Ana tesise çok yakın.

Tüm malzemeler sizden olursa (mangal dahil);

Masa fiyatı: 32 TL

1 Kg. Tavuk: 20 TL

1 Kg. Köfte: 35 TL

1 Kg. Bonfile: 45 TL

Büyük Semaver: 35 TL

Küçük Semaver: 25 TL

Büyük Demlik: 20 TL

Küçük Demlik: 15 TL

35’lik Rakı: 24 TL

70’lik Rakı: 50 TL

Haydari/Beyaz/Kaşar/Acılı Ezme/Cacık: 5 TL

 

Ulaşım:

Aydos Ormanı Tesisleri; Kartal Uğur Mumcu Mahallesinde, Samandıra Caddesi üzerinde yer almaktadır. Fenerbahçe Samandıra Tesislerinden hemen önce.

Kadıköy’den 21 U, Üsküdar’dan 16 U otobüsleri ile gelinebilir. Otobüs yolculuğu merkezden yaklaşık 50 dk. sürüyor.

 

Genel Değerlendirme:

Özellikle gölet kenarı piknik alanı (oyun alanları olmasa da), piknik için çok güzel bir ortam sağlıyor. Gölet kenarında özel de dahil yaklaşık 30 masa bulunmakta. 

Ana tesislerde (gölet kenarı olmayan) yaklaşık 200 masa bulunuyor.

Aydos Ormanı Tesisleri’nde çoğu piknik alanında bulamayacağınız hizmetler yer almakta. Tertemiz havası ise neredeyse hiçbir yerde yok.

Tesislerde tabak, çatal, bıçak dahil her türlü gereksinim bulunmakta. Elinizi kolunuzu sallayarak da gitmek bir seçeneğiniz.

 

Öneriler:

Gölet kenarına yürüyüş yapmayı eksik etmeyin. Yaklaşık 35 dakikalık güzel bir yürüyüş sağlığınıza da çok iyi gelecek.

Yiyeceklerin bir kısmını yanınızda getirerek maliyeti azaltabilirsiniz.

Mangalı kendinize yük etmeyin.

İçkiyi tesis içinde yer alan tekel büfesinden edinebilirsiniz. Her masa da içki içilmiyor bilginiz olsun. Böyle bir niyetiniz varsa biraz daha erken davranmanızı öneririm.

 

Maliyet:

Tesis dışı masalarda masa ücreti alınmayacağı için maliyetiniz yalnızca alışveriş maliyeti ile sınırlı olacaktır. Tesislerde ise dört kişi için maliyet (içki hariç) 80 - 100 TL 

 

Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!

 

Haftasonunun en önemli etkinliklerinden birisi piknik ise bir diğeri de kahvaltıdır. Güne güzel başlamanın en iyi yolu, güzel ve sağlıklı bir kahvaltıdır.

 

Büyük şehirler seçenek ve yer konusunda biraz daha öne çıkıyor; İstanbul ise en şanslısı. İster Boğaz kenarında isterseniz sahilde yapın kahvaltınızı... (Bu iki seçeneğin aynı anda sunulduğu bir başka şehir de Çanakkaledir.)

 

İstanbul Küçükyalı’da Pinhan Restoran, muhteşem ve zengin açık büfe kahvaltı menüsü ile benim de sık tercih ettiğim yerlerden birisi. İstanbul’a uzun süreli her gidişimde, bir sabahımı mutlaka buraya ayırırım ve bu yaz da aynısını yapacağım. Pinhan’a gideceklere küçük bir öneri; gitmeden önce mutlaka telefon ile rezervasyon yaptırın veya en azından 09:00 – 09:30 gibi burada bulunmaya çalışın. Yoksa hevesiniz kursağınızda kalabilir.

 

Bu yıl henüz gitmediğim ve net olarak bu gözle bakmadığım için yalan söylemek ve sizleri rakamlar ve çeşitler konusunda yanıltmak istemiyorum. Bununla birlikte, çeşitleri hatırladığım kadarıyla sizinle paylaşayım.

 

Kahvaltı seçenekleri “U” şeklindeki uzunca bir masanın sağında ve solunda hazırlanmış durumda. Gerek açık büfe olsun, gerekse de serpme olsun, bir çok şehirde ve bir çok yerde kahvaltı yaptım fakat menüsü bu kadar zengin hiçbir yer her görmedim.

 

Kahvaltının vazgeçilmezleri olan domates, salatalık, yeşillik, bal, tereyağı bol miktarda ve taptaze bulunuyor. Bunun yanı sıra 7-8 çeşit peynir, patates piyazı, patates kızartması, çok çeşitli börek ve poğaçalar, farklı tat ve soslarda siyah ve yeşil zeytinler, sosis ve sucuk kızartmaları, sebze kızartmaları, Corn Flakes ve gözleme çeşitleri ile yumurta. Bir de istediğiniz kadar söyleyebileceğiniz omlet. Ben sizlere bu konuda sebzeli omleti öneririm. Tabaklarınızı alıp masaya geçmenizle birlikte görevli, omletinizi nasıl istediğinizi soruyor ve bunu birden fazla yineleyebiliyorsunuz.

 

Bulunduğu yer ve zengin menüyü göz önüne alacak olursak fiyatlar da biraz yüksek. En son 2011 yazında yaptığım kahvaltıda kişi başına 27,00 TL ve kahvaltı sonrası Türk Kahvesi için de yine fincan başına 6,00 TL ödemek durumunda kalmıştım. Ama inanın hepsine değdi.

 

Bu yaz ise benim aklımda olan serpme kahvaltı. Burada bir çok kez açık büfe olarak kahvaltı yapmış olmama karşın serpme kahvaltı deneyimini de yapmak istiyorum :)

 

Şimdiden sizlere afiyet olsun.

 

Ulaşım :

Pinhan Restoran, Küçükyalı sahil yolu üzerinde, Küçükyalı tren istasyonunun hemen altında.

Kadıköy : Sahilden 7.5 km, Şemsettin Günaltay’dan 5,2 km

Bostancı: 2,3 km

Sahil yolunu izleyen Kartal-Bostancı sarı dolmuşları da hemen önünden geçiyor.



Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!

İzmir en eski ticaret merkezi olan ve kuruluşu 17.yy.’a dayanan ve halen İzmirlilerin en uğrak alış veriş merkezlerinden bir olan Kemeraltı Çarışısı’nı bilmeyenimiz yoktur herhalde. Kemeraltın’da; hanları, camileri, bedestenleri ve çeşit çeşit mağazaları gezerken karnınızın acıkacağı da aşikardır. Zaten Kemeraltı’nda dolaşırken burnunuza hoş kokular gelen bir sürü restoran  göreceksiniz. Ben de size bu hoş kokular gelen restoranlardan birini tanıtmak ve eşsiz lezzetlerini anlatmak istiyorum.

 

Sahlepçioğlu Pasajı’nın arkasında kendisine yer bulan ve köfteleriyle ünlü mü ünlü “Köfteci Okan”dan bahsediyorum. Aile işletmesi olan Köfteci Okan’ın ününü tüm İzmirliler bilir. İsminden de anlaşılacağı gibi buranın köfteleri dillere destandır. Her ne kadar  mönüsünde sucuk ızgara, çöp şiş ve tavuk ızgara yer alsa da köftesi tüm müşterilerinin favorisidir. Köfteci Okan’a girdiğiniz andan itibaren mis gibi kokularla ilk önce ruhunuz, köfteleri yedikten sonra da karnınız doyacağına garanti verebilirim. Fiyatları da gayet makul olan Köfteci Okan’da köftelerin yanı sıra yağlı sos ile hazırlanan ekmekler bile  damaklarınızda muhteşem tatlar bırakıyor. Köfteler salata ile servis ediliyor. Dilerseniz şeker fasulye ile yapılan piyaz da söyleyebilirsiniz. Bir de köftenin yanında ev yapımı turşu söylemeyi sakın ihmal etmeyin. 

 

ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası ile hizmet veren Köfteci Okan’ın lezzetli köftelerini tatmanızı şiddetle tavsiye ederim.

 

Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!

CAGLIARI'DE BIR GUN

Yazan Pazar, 01 Nisan 2012 03:00

İlginç tesadüfler renklendirir hayatı.

 

Bir ilginç tesadüf eseri tanışılan birinin; hayatınız boyunca unutmayacağınız anılara sahip olmanızı sağlaması, insana mutluluk veriyor.

 

İtalya, Cagliari...

 

Bir iş için bulunduğum bu şehirde; kaldığım odanın eksikleri ile ilgili şikayetlerimi dinleyip bunları gidermek için uğraşan Ilenia’nın, annesine İtalyanca bir şeyler sorması ve ardından beni evlerine davet etmesi ilginç bir sürpriz oldu. Fazla İngilizce bilmeyen bu kız ve hiç İngilizce bilmeyen annesinin davetine katılmak keyifli olduğu kadar tedirgin ediciydi, en başta. Annesinin kullandığı kırık dökük bir araç ile Cagliari’nin arka mahallelerinden "Assemini"deki evlerine gittik.

 

Öğle yemeği olarak üç çeşit balık yemeği yapan ve profesyonel aşçı olduğunu o zaman öğrendiğim annesinin, kendi annemin yaptığı gibi “ye oğlum, bundan da ye, şundan da ye, az yedin, ye bakim” gibi ifadeleri çok şekerdi. Ama yemekler de yenmeyecek gibi değildi hani :-) 

 

İtalyan usulü tavada çupra; içinden organları çıkarılmamış çupraların, az yağda ve çeşitli taze baharatlarla tavada kızartılması ile yapılıyor. Somon ise fazla baharatlanmadan, yağında kısa bir süre bir diş sarımsak bekletildikten sonra kızartılıyor.

 

Masanın olmazsa olması makarna, somondan yapılan değişik bir sosla servis edildi, mideme bayram geldi. Öğle yemeğinden sonra Ilenia ile etrafı gezdik. Bu esnada girdiğimiz eski İtalyan kafesi, annesine çiçek aldığımız şişman çiçekçi, meyve ve sebze kokularının birer parfüm gibi hissedildiği mahalle manavı ve çeşit çeşit hamur ürünü ile dolu fırın aklımda yer eden güzelliklerden. Taş döşeli sokaklar, küçük kiliseler, dev bahçe kapıları, konuşan, çok konuşan, hep konuşan insanlar...

 

Akşam yemeği, mahallenin pizzacısının havada çevirdiği hamurlardan yaptığı dev pizza. Yemesi kadar yapımını izlemek de keyifli. Akşamın planı, önce bir kafede kahve içip sohbet etmek, saati gelince de bir Latin dansları partisi. Parti akşam 10 civarı başlıyor, 1030 gibi hareketleniyor, gece 0130 gibi sona eriyor. Dışarıda hiçbir ışıklı gösteriş curcunası olmadan, sade bir kapıdan içeri girilip dışarıdaki sessizliğin nasıl sağlandığını anlayamadığım kadar yüksek sesle Latin ezgileri çalan mekan; sofistike bir görünümde, muhabbet koyu, danslar şahane.

 

Gece yattığım odada bulunan gardrop, eski ve el yapımı ahşap bir dolap. Yattığım yatak ve üzerimdeki yorganlar, yine el yapımı ve çok rahat. Sessiz ve derin bir uykunun ardından sabah gelip çattı ve sade bir kahvaltının ardından iki ölçek kahve ile yeni güne başladık. Eve geri dönerken aklımda İtalyan yemeklerinin güzelliği kadar bu çok tatlı insanların misafirperverliği de kaldı.

 

Sevgiyle kalın, SEFERALEM ile keşfetmenin tadını çıkarmayı unutmayın!